Esma-ül Hüsna ve Havasları Kitabı

ESMA-ÜL HÜSNA VE HAVASLARI KiTABI

Esma-ül Hüsna ve Havasları Kitabı

Esma-ül Hüsna, ne demektir? Allah’ın güzel isimleri nelerdir? Allah’ın 99 ismi ve anlamı nedir? Esma-ül Hüsna’nın fazileti ve sırları nelerdir? Esma-ül Hüsna duası nasıl yapılır? Esma-ül Hüsna ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? İşte şifa ve sırlarıyla Esma-ül Hüsna…

Esma-ül Hüsna, Allah’ın isimleri için kullanılan bir tabirdir. Esma-i Hüsna 99 isimle sınırlı değildir, derin mânâlar taşır. İşte Esma-i Hüsna gerçeği… İsmin çoğulu olan esmâ ile “güzel, en güzel” anlamındaki hüsnâ kelimelerinden oluşan Esmâ-i Hüsnâ (Esmâü’l-Hüsnâ) terkibi naslarda Allah’a nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur’an’da geçen ilâhî isimler 100’den fazladır; muhtelif hadislerde Allah’a nisbet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâ-i Hüsnâ terkibinin, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdiği kabul edilir.

ALLAH’IN İSİMLERİ NEDEN EN GÜZELDİR?

Esmâ-i Hüsnâ terkibinde yer alan hüsnâ kelimesi “güzel” mânasında sıfat veya “en güzel” anlamında ism-i tafdîl sayılmıştır. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçeği vurgulamakta olup Allah’ın güzel olmayan bir isminden söz edilemeyeceği için mefhûm-i muhalifini hatıra getirmez.

ALLAH’IN İSİM VE SIFATLARI NELERDİR?

ESMAÜL HÜSNA’NIN FAZİLETLERİ

İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebûbekir İbnü’l-Arabî şöyle sıralamaktadır:

  1. Esmâ-i Hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır.
  2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır.
  3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
  4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için Esmâ-i Hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır.
  5. Esmâ-i Hüsnâ Allah için vâcip, câiz ve mümteni‘ olan sıfatları içermesi sebebiyle O’nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir. Fahreddin er-Râzî ise hüsnânın bu mânalarından Allah’a ait olanları zikretmekle yetinerek O’nun hakkında kullanılacak güzel kavramının kemal ve celâl niteliklerini dile getirdiğini ifade etmiştir. ESMAÜL HÜSNA’NIN ANLAMLARI VE FAZİLETLERİ İMAM MATÜRİDİ’DEN SORULAR

İnsanların büyük çoğunluğu kâinatın bir yaratıcı ve yöneticisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte madde özelliği taşımadığından O’nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Şu halde yaratıcı ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı Esmâ-i Hüsnâ bilgisi, Allah – âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah’ı tanıtması açısından önem taşımaktadır. Yaratıklara benzetme (teşbih) endişesiyle Allah’a isim veya sıfat nisbet etmekte tereddüt gösteren filozofların aslında nefiy değil ispat konumunda kaldıklarını belirten Mâtürîdî, ilâhî isimleri benimsemek istemeyenlere şu soruların yöneltilmesini önerir: Evrenin yaratılışını kime nisbet ediyor ve hangi dini benimsiyorsunuz? Neye tapınıyor, hangi varlığa karşı dua ve niyazda bulunuyorsunuz? Dinî emir ve yasakları hangi kaynaktan alıyorsunuz? Mâtürîdî bu sorularıyla, büyük yaratıcının sadece zihnî bir varlık olmayıp fiilen de mevcut bulunduğunu, O’nun ancak isim ve sıfatları yoluyla aklen idrak edilebileceğini vurgulamak istemektedir. Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasını oluşturan insan, aklî istidlâlleri yanında gönül hayatı bakımından da yaratıcı ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu münasebetin sağlanmasında Esmâ-i Hüsnâ’nın vazgeçilmez bir rolü vardır.

İLAHİ İSİM KULUN KALBİ GİBİDİR

İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankılanması söz konusu iletişimi geliştiren ve güçlendiren âmillerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Hz. Peygamber’den rivayet edilen dua metinlerinde Esmâ-i Hüsnâ’nın çokça yer alması dikkat çekicidir. (Nevevî, el-Eźkâr, s. 111-113, 117, 348, 350) Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye göre insan ve genel olarak kâinat ilâhî isimlerin bilinmesi ve tecelli etmesine vesile olmuştur. Kulun çeşitli halleri ilâhî isimlerin farklı tecellileriyle bağlantılıdır. “Her kulun haline uygun düşen ilâhî bir isim vardır ki onun Rabbi o isim sayılır; kul bir bedendir, ona tekabül eden ilâhî isim ise onun kalbi gibidir.” (et-Fütûĥât, I, 41-42)

ESMA-ÜL HÜSNA TEVHİD AKİDESİNİ ZEDELER Mİ?

Allah’ı birden fazla isimle anmak veya bazı sıfatlarla nitelendirmek acaba İslâm’ın çok önem verdiği tevhid ilkesini zedeler mi? “Zât-ı ilâhiyyeye nisbet edilen mâna” şeklinde tarif edilebilen isim veya sıfatlar zihnin dışında müstakil bir varlığa sahip bulunmadıkları için böyle bir endişeye mahal görülmemiştir. Mâtürîdî’nin de belirttiği gibi insanlar ancak duyularıyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah kendisini duyulur âleminin kavramlarıyla tanıtmıştır. Ancak Allah ile diğer şeyler arasında benzerlik kurulamayacağını bildiren âyet (eş-Şûrâ 42/11), Allah hakkında akıl ve hayale gelebilecek her türlü yaratılmıştık özelliğini bertaraf eder. Aslında yaratılmışlar arasındaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. İki şey arasındaki benzerlik genellikle duyular yoluyla tesbit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandırılır. Halbuki Allah hakkında böyle bir tesbitten söz etmek mümkün değildir. Allah’a nisbet edilen isimler içinde, ısı olayının ifade edilebilmesi için “sıcaklık” kelimesinin icat edilmesi (vaz‘) gibi insanlarca konulmuş bir ad yoktur. Çünkü böyle bir adlandırma, nesne ve olayların ya doğrudan veya dolaylı bir şekilde duyular yoluyla tanınması ile mümkün olur. Allah’ın bu yöntemle tanınması ise söz konusu değildir. Bu açıdan bakıldığında ilâhî isimlerin zatî olmadığını, ancak övgü, dua ve niyazla gönül hayatının derinleşmesi, zenginleşmesi ve mânevî doyuma kavuşması için vesile teşkil ettiğini söylemek gerekir. Ancak Cenâb-ı Hak zâtını bildiği için kendisine verdiği isimler zâtı niteliği taşır. Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî mistik bir telakki ile Allah’ın vaz‘î ve zâtî isimlerini bildireceği kulları olabileceğini kabul eder. Bu ârif kullarına bildirdiği isimlerle dua edenlere kâinattaki her şey boyun eğer. (el-Muteber, III, 128)

ESMAÜL HÜSNA İLE İLGİLİ AYETLER

Kur’an’da Allah’ın zâtına birçok isim nisbet edilmiştir. Bunların sık sık tekrar edildiği de görülür. Tevbe Sûresi dışındaki 113 sûre besmele ile başlamakta, aynı terkip iki âyetin içinde de yer almaktadır. Ayrıca “ism” kelimesi dokuz yerde “ismullah”, dokuz yerde “ismü rabbik”, iki âyette de zamire muzaf olarak “ismuh” şeklinde yirmi yerde zikredilmektedir. Esmâ-i Hüsnâ terkibi ise dört âyette yer alır. İslâm literatüründe genellikle kabul edilen nüzûl sırasına göre bu dört âyetin ilki (el-A‘râf 7/180) Allah’ın Esmâ-i Hüsnâsı bulunduğunu, kendisine onlarla dua edilmesi gerektiğini ifade etmekte ve O’nun isimlerinde “ilhâd”a düşenlere itibar edilmemesini istemektedir. “Haktan sapmak, itidalden ayrılmak” anlamına gelen ilhâdın bu âyetteki mânası iki noktada yoğunlaşmaktadır: a) İsimleri ya tamamen inkâr etmek veya inkâra götürecek şekilde te’vile tâbi tutmak; b) İsimleri ancak Allah için geçerli olan anlamlarıyla Allah’tan başkasına nisbet etmek (teşrîk) veya O’nu yaratılmışlara ait isim ve kavramlarla adlandırmak. İkinci Esmâ-i Hüsnâ âyeti (Tâhâ 20/8) Allah’ı kâniatın yaratıcısı, yöneticisi ve mâliki olarak niteleyen ve en gizli şeyleri bildiğini ifade eden bir grup âyetten sonra gelmekte ve yine tevhid akîdesini vurgulamaktadır: “Allah kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’na mahsustur.”

ESMAÜL HÜSNA AYETLERİ

İslâm’dan önce özellikle Güney Arabistan’da “Rahman” kelimesinin Tanrı’nın ismi olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu sebeple Taberî’nin naklettiğine göre Hz. Peygamber’in dua, niyaz ve ibadetlerinde rahman ismini kullanması müşrikler tarafından yadırganmış, bu tutumun onun ana ilke olarak kabul ettiği tevhid inancına ters düşeceği ileri sürülmüş, bunun üzerine İsrâ Sûresinin 110. âyeti nâzil olmuştur. (Câmiu’l-beyân, XV, 121) Bu âyette, “Allah” adına veya “rahman” adına dua edilmesinin neticeyi değiştirmeyeceği, çünkü O’nun birden fazla isminin bulunduğu ifade edilmektedir. Nihayet Medine döneminde nâzil olan Haşr Sûresinin son üç âyetinde (59/22-24) Allah’ın on altı (“tesbih” kavramı göz önünde bulundurulduğu takdirde on yedi) ismi sıralanmış ve bir defa daha O’nun Esmâ-i Hüsnâsı’nın bulunduğu belirtilmiştir. Bu âyetlerde Allah’ın birliği vurgulandıktan sonra tenzîhî, sübûtî ve fiilî bazı sıfatlarını dile getiren isimler örnek bir adlandırma niteliğinde zikredilmiştir.

İSİM MÜSEMMAYI ÇEKER

Genellikle Mu‘tezile ile Şîa âlimleri Allah’a nisbet edilen isim veya sıfatların müsemmânın yani zât-ı ilâhiyyenin gayri olduğunu iddia ederken Ehl-i sünnet âlimleri “gayri” kelimesini kullanmaktan çekinmiş, bazan, “İsim müsemmânın aynıdır” demiş, bazan da kanaatini, “Ne aynı ne de gayridir” şeklinde belirtmiş, bir kısım kelâmcılar da isimler arasında gruplandırma yaparak bir sonuca varmak istemişlerdir.

KUR’AN’DA GEÇEN ESMA-İ HÜSNA

Kur’an’da geçen Esmâ-i Hüsnâ ya lafza-i celâli nitelemekte veya içinde bulunduğu âyetin mâna ve hükmünü açıklayıp pekiştirmektedir. Bu konuda ilk akla gelen şey, sayıyı doksan dokuz olarak belirleyen ve Müslümanlar arasında meşhur olan hadistir. Ebû Dâvûd ile Nesâî dışında Kütüb-i Sitte’de, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde, Nesâî’nin es-Sünenü’l-kübrâ’sında, Hâkim’in Müstedrek’i ile diğer hadis mecmualarında yer alan (Süyûtî, III, 613) ve hepsi de Ebû Hüreyre’ye ulaşan rivayetlerin muhtevası iki kısma ayrılır. Bütün rivayetlerin kaydettiği birinci kısmın meâli şöyledir: “Allah’ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen (ihsâ) cennete girer.” Hadisin bu kısmını içeren bazı rivayetlerin sonunda, “O tektir, tek olanı sever” şeklinde bir ilâve de mevcuttur. Metindeki “ahśâhâ” lafzı bazı rivayetlerde “ĥafizahâ” ibaresiyle nakledilmiştir. Hadiste cennete girmeye vesile olarak gösterilen “ihsâ” kelimesinin buradaki anlamı üzerinde Buhârî’den itibaren önemle durulmuş ve kelimenin “saymak, ezberlemek, anlamak” şeklindeki sözlük anlamının ötesinde bir mâna taşıdığı görüşü ağırlık kazanmıştır. (İbn Hacer, XI, 228-230) Öyle anlaşılıyor ki bu kelime “İslâm’ın ulûhiyyet inancını naslara başvurmak suretiyle tesbit edip anlamak, benimsemek ve bu inanca uygun bir ruhî yetkinlik kaydetmek” anlamını içermektedir.

ESMAÜL HÜSNA TESBİHATI

ESMAÜL HÜSNA HADİSLERİ

Ebû Hüreyre hadisine yer veren on beş civarında ana hadis kaynağı içinde sadece Tirmizî ile İbn Mâce tarafından metne, doksan dokuz isim ihtiva eden bir liste ikinci kısım olarak eklenmiştir. Tirmizî hadis için kaydettiği dört ayrı senedin sadece birine (“Daavât”, 82), İbn Mâce de iki senedin birine isim listesini ilâve etmiştir. (“Duâ”, 10) Buna karşılık Buhârî, Müslim, es-Sünenü’l-kübrâ’sında Nesâî ve hadisi yedi ayrı senedle tekrarlayan Ahmed b. Hanbel (Müsned, II, 258, 267, 314, 427, 499, 503, 516) bu listeye yer vermemişlerdir. Tirmizî’nin Sünen’inde kaydedilen liste lafza-i celâl ile başlayıp sabûr ismiyle sona ermekte ve daha sonra İslâm dünyasında meşhur olmuş şekliyle doksan dokuz ismi içermektedir. Bunların ilk on dördü Haşr Sûresinin son âyetlerinde (59/22-24) sıralandığı şekliyle alınmıştır. İbn Mâce’nin rivayet ettiği listede ise bu düzen korunmadığı gibi farklı isimler de yer almış, ayrıca metnin sonundaki ahad ismiyle sayı 100’e çıkarılmıştır. Esmâ-i Hüsnâ, ulûhiyet inancının açıklık kazanmasına, kulun dua, niyaz ve zikirlerle Allah’a yaklaşmasına yardımcı olmuştur. Esma-ül Hüsna (Allah’ın en güzel isimleri) şu şekildedir:

ALLAH’IN 99 İSMİ VE ANLAMLARI

“Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse Cennete girer.” (Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62) اَللّٰهْ Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân: Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ er-Rahîm: Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ el-Kuddûs: Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm: Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ el-Müheymin: Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ el-Azîz: Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ el-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ el-Hâlık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ el-Bâri’: Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ el-Ğaffâr: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ el-Kahhâr: Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb: Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk: Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm: Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ el-Kâbıd: Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt: Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ el-Hâfıd: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’: Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ el-Mu’izz: İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ el-Müzill: Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ es-Semi’: Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ el-Basîr: Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ el-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ el-Adl: Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ el-Halîm: Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm: Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ el-Ğafûr: Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ eş-Şekûr: Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ el-Aliyy: Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ el-Kebîr: Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ el-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ el-Mukît: Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ el-Hasîb: Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ el-Celîl: Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ el-Kerîm: Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ er-Rakîb: Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ el-Mücîb: Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ el-Vâsi’: Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ el-Hakîm: Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ el-Vedûd: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ el-Mecîd: Zâtı şerefli, ef‘âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ el-Bâis: Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ eş-Şehîd: Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ el-Hakk: Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl: Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ el-Kaviyy: Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ el-Metîn: Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ el-Veliyy: İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ el-Hamîd: Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي el-Muhsî: Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ el-Mübdi’: Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪ el-Muhyî: Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ el-Mümît: Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ el-Hayy: Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm: Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ el-Vâcid: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ el-Mâcid: Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ el-Vâhid: Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ es-Samed: Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ el-Kâdir: İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ el-Muktedir: Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ el-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ el-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ el-Evvel: Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ el-Âhir: Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ ez-Zâhir: Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ el-Bâtın: Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى el-Vâlî: Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ el-Berr: Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb: Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım: Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv: Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ er-Raûf: Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ Mâlikü’l-Mülk: Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ el-Muksit: Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ el-Câmi’: İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ el-Ğaniyy: Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي el-Muğnî: İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ el-Mâni’: Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ ed-Dârr: Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ en-Nâfi’: Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr: Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى el-Hâdî: Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî‘: Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي el-Bâkî: Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ el-Vâris: Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ er-Reşîd: Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ es-Sabûr: Çok sabırlı.

ALLAH’IN İSİMLERİ ÇOCUKLARA VERİLEBİLİR Mİ?

Esmâ-i Hüsnâ’dan “Allah” lafzı ile sadece zât-ı ilâhiyeye delâlet eden diğer kelimelerin Allah’tan başkasına ad olması câiz görülmemiştir. Bu şartlar çerçevesinde daha çok “abd” kelimesiyle oluşturulan birçok terkip Müslüman çocukların özel adlarını teşkil etmiştir. İlâhî isimlerden de Rahman, Rahîm, Latîf gibi sevgi ve rahmet bildirenler tercih edilmiştir. Abdürrezzâk b. Ahmed el-Kâşânî, esmâ-i ilâhiyenin tecellilerine mazhar olanları “abâdile” (Abdullahlar) kelimesiyle niteledikten sonra doksan dokuz ismin her birinden abd kelimesiyle bir terkip meydana getirmiş ve bunları Allah yolundaki makamların sahibi olarak kabul etmiştir. (Not: Bekir Topaloğlu’nun Esma-i Hüsna, DİA ve Mahmud Sami Ramazanoğlu’nun Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları eserlerinden derlenmiştir.)

ESMAÜL HÜSNA DUASI

Cenab-ı Hak, A’raf Suresi 180. ayetinde buyuruyor: “En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır..” (A’râf: 7/180) Dua etmek isteyen kimse, isteklerine uygun manaya gelecek Allah’ın isimleriyle Cenab-ı Hakk’a dua etmelidir. Yani bela ve musibetten veya hastalıktan kurtulmak için bu durumlara uygun manadaki İlahi isimlerle dua edilmelidir. Mesela rızkın genişletilmesi, yani açlıktan ve geçim sıkıntısından kurtulmak isteniliyorsa “Er-Rezzak” ve “El-Kerîm” isimleri ile Allah Teala’ya dua edilmelidir. Günahların bağışlanması için “Er-Rahmân“, “Er-Rahîm” veya; “El-Ğafûr, El-Afüv” isimleriyle dua edilmelidir. Zâlimlerin ve İslâm düşmanlarının cezalandırılması için “El-Kahhâr” ve; “El-Müntakim” isimleriyle dua edilmelidir. Bu mübarek isimler dua kapısının anahtarı mesabesindedir. Dua bizden kabul etmek Allah’tandır.

ESMALARIN HAVASLARI

Allah (c.c) Esmasının Havassı

1- ALLÂH (اَللَّهُ):

Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere lâyık bulunan, her türlü eksiklik ve noksanlıklardan uzak, bütün kemal sıfatları kendinde toplayan, eşi ve benzeri bulunmayan zâtın özel ve en kapsamlı adıdır.

Allah’a nisbet edilen isimler hâs (özel) ve âm (cins) olmak üzere ikiye ayrılır.

Allah adı özel isim; Rab, Rahmân, Rahîm gibi isimler ise, Allah’ın özel ismine nisbetle anılan isimlerdir.

Allah ism-i şerifi, Cenâb-ı Hakk’ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır.

Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz.

Bu isim, Allah’tan başkasına ne hakikaten ve ne de mecazen verilemez.

Diğer isimlerin ise, Allah’tan başkasına isim olarak verilmesinde bir mahzur yoktur (Kadir, Celâl gibi).

Yalnız bu isimlerin başına, insanlara izafe edildiklerinde, “kul” mânâsına gelen “abd” kelimesinin ilâvesi güzel olur [Abdülkadir (Kadirinkulu) ismi gibi].

ALLAH (c.c) ebced değeri -66-4356 Vazifeli Melekler: İsrafil-Ardi Kardeyuşin:

bu esmayı şems saatinde meşgul olmaya devam eden nuru ilahiye kavuşur.

Bu isim zata baktığından ve bütün esmaları içinde barındırdığından dolayı tarikatta seyr makamlarında ilerleme bu esma ile başlar Nakşi yolunda salike ilk bu esma kalb dersi olarak beş bin adet verilir ve kalbin masivanın etkisiyle unuttuğu yüce zatı tekrar öğretir hatırlatır latifeler bu isme ısındırıl ki salik manevi terakki de bu esmanın feyziyle ilerleyebilsin cezbe makamlarına ulaşabilsin.

nefsi emare levvame bu esma bereketiyle aşılır hemen çabucak geçilir.

Bu esma ile meşgul olanlarda ilahi bir nur ve heybet belirir bu isim ulvi ve sufli bütün nefsin ve makamların aşılmasında en etkili ve seri olanıdır.

Bu esmayı güneş doğduğu saatte yazıp üzerinde taşıyan ve zikriyle meşgul olan kişi cin ve şeytanların şerrinden emin ve mahfuz olur. Her türlü kötülüklerden korunur büyüklerin yanında haceti reva olur. İnsanlar arasında mahbub olur.

Yine bu yazıyı üzerinde taşıyana sihir ve büyü yapılmışsa bozulur. Yine bu isim gümüş üzerine Cuma günü oruçlu bir şekilde kazılıp kısmeti bağlı kadın ve kızların üzerinde taşıtılsa kısmetleri çıkar.

Bir kimse bu gümüş üzerindeyken yolcuğa çıkacak olsa her türlü şerden korunur sağ salim vatanına döner. Aynı şekilde bu gümüşü saralı birisi üzerinde taşısa bu illetten kurtulur.

İmam-ı Gazali’ye göre Cuma günü bin kere Ya Allah diye okuyanlar evliyalar sınıfına katılırlar.

Yine Cuma günü namazdan önce yüz defa “Ya Allah, Ya Hu” diyen kimsenin hayırlı dileği gerçekleşir.

Her gün bin defa “Ya Allah “ diyen kimse mesafe katederek temiz bir kalbe, yani Kalb-i Selîm’e erişir.

Bir hastaya iki yüz kere okunsa eceli gelmedikçe şifa bulur. Vakit namazlarının sonunda yüz defa “La İlahe İllâ Hû” demeye devam edenler: kalp katılığından, gafletten ve unutkanlıktan kurtulurlar.

Dualarımıza “Allâhümme” ile başlamak kabulüne işarettir.

“Vallâhu Gâlibün Alâ Emrihî” Yusuf (21) süresindeki bu ayeti yetmiş bir defa okumak hayırlı bir işte başarılı olmaya vesiledir. Denenmiştir

El-Muksıt Esmasının Havassı

El-Latif Esmasının Havassı

EL-LATÎF (اَللَّطِيفُ)129-Rafeyail-Katyail-Atıfyail:

Müşfik, lütüfkar, varlıkların en ince noktalarını bilen, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip sezilmez yollarla karşılayan, varlıkları en nâzik incelikler ve güzellikler içinde yaratan, her bir canlıya lütufkarlıkla ihsan ve ikramlarda bulunan; ince ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ulaştıran.

Zühre saatinde meşgul olsa bir dileği için nereye giderse gitsin dileği olur.

Her gün yüz otuz üç defa “Ya Latif İsm-i şerifini okuyanların zor işleri kolaylaşır.

Her Gün Altı yüz Doksan Sekiz Defa “Bismillahil Latif” diyenin ne dileği varsa Allah’ın izni ile yerine gelir rızkı bollaşır ilahi tecellilere mazhar olur.

Sıkıntı ve maişet darlıklarında Fatiha ve aşağıdaki ayetle iki rekat namaz kılınır. Sonra 129 kere yada sayısız ya Latif esması okunursa keder ve üzüntü izale olur.

Okunacak ayet:
Allahu latifum bi ibadihi yerzuku mey yeşa’, ve huvel kaviyyul azîz.Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. (Şura 19)

İşleri bozulan kişi bu ismin sayısınca zikrine devam ederse işleri düzelir.

Bu isim İcabeti çabuk esmalardandır hapse esarete düşen maddi darlık ve borç sıkıntısı yaşayan, şiddetli bir hastalıktan yatan zalimlerin zulmune haksızlığa uğrayan bu isimle hakka tevessül ederlerse hak teala bulunduğu sıkıntıları giderir.

Tarikat erbabı olanlara da manevi seyr halinde düştükleri sıkıntı ve tıkanmalarda bu adın faydası çoktur.

İstihare ettiği şeyi rüyada görmek isteyen Mülk suresi 14 ayetini ki Latif esması bu ayette geçer 124 kere okuyup uykuya yatsa istihare ettiği şeyi kusursuz görür.

Ayet:
Ela ya’lemu men halek, ve huvelletifulhabîr

ayetinin bir çok hassaları vardır hastalara şifa vesilesi olur, belaları def eder, musibetleri geri çevirir, fakirliği önler, gaib den haberler alır, defineler hazinelerle alakalı çeşitli bilgileri öğrenme fırsatı olur bu hassalarından faydalanmak isteyenler bu ayetlerle ( ibni mubarekin) tavsiyesiyle meşgul olmalıdır okuma adeti 2012 defadır.

Ayrıca bu ilimlerle meşgul olup görümü tam olmayanlar bu ayetle ve Kaf suresi 22 ayetiyle meşgul olurlarsa inşallah çok faydasını göreceklerdir zaten görümü olanlarda veya cinlerle bakım yapanlar görümü olmadan mendel yapanlar bilginin doğru ve hızlı olmasını istediklerinde bakım anında bu ayetle meşgul olsunlar maksatları hasıl olur.

Bu esmaya devam edenler her türlü semavi arzi kazalardan korunurlar.

Latif esmasının ruhanileri çeken toplayan azametli bir sırrı vardır. Bu esmaya devam edenler ruhani alemlerle irtibat kurabilirler.

Sıkıntı içinde kalıp bunalıma düşenler bu adı zikir vasıtası kılarak dua ettiklerinde içinde bulundukları felaketlerden kurtarılırlar.

Bu esmaya devam edenler oturmaları kalkmalarıyla oldukça kibar olurlar.

Tıpta çaresiz kalınan hastalıklardan kurtulmada bu esmanın azametli bir sırrı vardır.

Latif esması Mehdi Aleyhisselamın ism-i azam esmalarından biridir. Bu esmaya devam edenler hoşlarına gitmeyecek bir muamele ile karşılaşmazlar.

Kaderin kaza oklarını rüyalarında atlatma bereketine nail olurlar. Esmanın,belaları atmada, işleri kolaylaştırmada, rüya alemlerinde isteneni görmede çok büyük bir yararı vardır.

Kim bu esmaya devam ederse ruhani alemle kolayca irtibat kurabilir, o alemlerdeki sırlara ulaşabilir.

Bu adla yapılan dualar çok seri bir şekilde karşılık bulur. Bunalımlı felaketli anlarda bu ada sarılmak kurtuluşa vesile olur……

EL-MUKSİT (اَلْمُقْسِطُ)209-Raytayail:

Adaletle hükmeden, adaletli, her fiil ve icraatında hak ve adaleti gözeten, adaletten ayrılmayan, bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan, mazluma acıyıp zalimin elinden kurtaran.

Allah Teâlâ en üstün bir adalet ve merhametin sahibidir. Kullarına muamelesi merhamet ve adalet üzeredir.

Yapılmış olan hiçbir iyiliğin zerresini bile karşılıksız bırakmaz.

İnsanların birbirlerine karşı işledikleri haksızlıkları da düzelterek hakkı yerine getirir.

Müşteri saatinde zikrine devam eden borçlu borcundan kurtulur.

Hapis esir hürriyetine kavuşur.

Her gün 100 defa “Yâ Muksit” ism-i şerifini okumaya devam eden geçimsiz ve hırçın tabiatlı kimse, bu istenmeyen huylarından kurtulup anlayışlı, hoşgörülü ve şefkatli hale gelir.

Aynı zamanda şeytanın kendisine namazda verdiği vesveseden kurtulur.

Kavgalı olunan kişi ile görüşmek gereği olduğu taktirde 209 defa “Yâ Muksit” ism-i şerifini okuyup “Allahümme innî es’elüke bismikel afuvvul muksit entedfeu anni gazabi (kavgalı şahsın ismi)” duası 12 defa yapılırsa o şahsın kötülüğünden emin olunur.

Hiddet ve gazap anlarında bu isim afüv ismiyle beraber okunsa gazab ve hiddeti geçer.

Hakeza karşıdakinede okunsa geçer.

bu ismin vefki çok ağlayan çocuklarda faydalıdır yazılıp taşıtılırsa ağlamaz

El-Muğni Esmasının Havassı

EL-MUĞNÎ (اَلْمُغْنِي)1100-Ğakyail-Ğakyezeyail:

Zengin kılan, kullarından dilediğini lütfü ile zengin kılan, dilediğini muhtaç olmaktan kurtaran, zenginlik verip tatmin eden, bütün mevcudatın bütün ihtiyaçlarını tükenmez servet ve hazinelerinden karşılayan ve varlık sahibi her bir yaratığa servet ve zenginliği ihsan eden.

Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır.

Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır. Bazı kullarını zenginken fakir, bazılarını da fakirken zengin yapar.

Yahya bin Muaz: “Kıyamet günü fakirlik ve zenginlik tartılmayacak; fakirliğe ne ölçüde sabredildiği, zenginliğe de ne ölçüde şükredilmiş olduğu hesab edilecek. Mesele, çok fakir veya çok zengin olmak değil, çok sabretmek veya çok şükretmektir”.

Zührede zikrine devam edenler maddi ve manevi zenginliğin sahibi olurlar.

Cuma günleri cumanın peşinden adedi kadar okuyanlar 2 hafta bu şekilde devam edenler borcluysalar borçlarını öderler maişet darlığı çekiyorlarsa rızıklarında genişleme olur.

Duha suresiyle beraber 40 gün okumaya devam edenler istedikleri şeyleri rüyalarında görürler.

El-Bedi Esmasının Havassı

EL-BEDÎ’ (اَلْبَدِيعُ)86-Hafyail-Şekceyail:

Örneksiz ve maddesiz yaratan, kâinatı yoktan, taklitsiz, modelsiz ve benzersiz bir surette yaratan, onu bin bir isminin sonsuz güzellikleriyle süsleyen, örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden, çok güzel yaratan, eşi ve örneği olmayan, sanatkârane yaratan, zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan.

Bedî’, mübdî mânasınadır. Mübdî, ibdâ eden, yani örneği bulunmayan bir şeyi îcad eden demektir. Allah herhangi bir kuluna peygamberlik veya velilik vererek üstün kılmışsa, bu üstünlükle o kul, kendi zamanındaki diğer insanlara nisbetle bedî’ (eşsiz, misilsiz) olmuştur.

müşteride zikrine devam eden haline göre terakki eder bu esmanın ehli Tarık olanlara seyrde çok faydası vardır.

Bilindiği üzere Hz. Alinin (r.a) celcelutiye kasidesi bedi demektir bu kasidenin kullanım esmalarındandır ki sırrı çoktur.

Bu esmayı mühim hacetlerde 2 rekat namaz kılıp peşinden bu ayeti: Bedius semavati vel ard, ve iza kada emran fe innema yekulu lehu kun fe yekûn.(bakara 117) ayetini 70 101 veya 277 kere okuyup sayısız bedi ismini de okuyup sonra haktan hacetini dilese biiznillah müstecabdır.

Bu esmanın bir sırrı da her şeyi çabuklaştırıcı özelliği vardır.

Her hangi bir isteğinizde ona uygun esmaların yanında veya okumaların bu esmayıda zikretmek istediğiniz çabucak kabulune vesiledir.

Bazı risalelerde nakledilmiştir ki; bu isim işlerin düzelmesi için çok faydalıdır.

Bunu isteyen kimse iki rekat namaz kılıp peşinden yukarda verdiğim ayeti 1001 diğer rivayette 70 bin defa zikrederse bütün müşkülü asan olur.

Yine çocuğu olmayan bu isimleri mübdiu musavvir esmalarıyla zikrederlerse çocukları olur.

Hakeza düşük yapanlarda bu isimleri okurlarsa biiznillah düşük yapmaz.

Sanat erbabının bilim erbabının bu isimle meşguliyeti bir çok yeni keşiflere imza atmalarına sebep olur.

Şeyh Bursi buyurmuştur ki; bu ismin zikrine çokça devam eden kimseye Cenab-ı Hak rızk marifeti ihsan eder.

Bu ismin diğer bir özelliği de içinde alim esmasını da barındırmasıdır ilim sahibi olmak isteyenler bu esmanın zikrine devam ederlerse bir çok hususta bilgi sahibi olur.

Hakeza hafıza ve zekasının artmasını isteyenlerde okumalıdırlar.

Aynı şekilde bu ismi allamul ğuyub ismiyle okuyanlar hatta alim ve hakem isimlerinide ekleyerek okuyanlarda gaybi hikmetler bilgileri açılır.

Bu isim yazılarak korunması istenen malın içine konulsa zararlardan korunur.

İş yerlerinde haksızlığa uğramış, işinden olmuş makamından azledilmiş kimselerin aynı makamı kazanmaları için bu ismin zikrine devam ederlerse kaybettikleri geri kazanırlar.

El Basıt Esmasının Havassı

EL-BÂSİT (اَلْبَاسِطُ)72-Tafhayail-Bastyail:

Bollaştıran, rızık dağıtan, rızkı genişleten, ömürleri uzatan, ruhları bedenlerine yayan, bütün zaman, mekân ve varlıklarda, ilim, yaratma, cisim ve rızık gibi her işteki genişlik, ferahlık ve bolluk yalnız Onun rahmet ve iradesiyle meydana gelen, maddî ve manevî rızıkları çoğaltan, açan, genişleten.

Allah, istediği kuluna da yepyeni bir hayat verir, neş’e verir, rızık bolluğu verir, bu da Bâsıt isminin tecelliyatıdır.

Zühre saatinde meşgul olsa dünya esiri olanların dünyayı kalben terk etmesine sebeptir.

Sadreddin Konevi Hazretleri “Ya Bâsıt” ism-i şerifi bereketiyle çok büyük lütfü ilahiye kavuşmuştur.

Yine mal ve mülkü artırıcı genişletici özelliğe sahibtir.

Duha namazından sonra; On defa “Ya Bâsıt” ismi şerifini okuyanın rızkı ve şerefi artar.

Ellerini yağmur yağarken veya ay bedir halindeyken göğe doğru kaldırıp yetmiş bir defa “Ya Bâsıt” ism-i şerifini okuyarak yüzüne süren kimse fakir olmaz, zenginleşir

ismi Muhammed olanların baktığı esmalar basit ve vedud esmalarıdır bu isimdekiler bu esmaları okumaya devam ederlerse hayatta hiç sıkıntı yaşamazlar.

Sıkıntı darlık musibet anlarında ve güğüs daralmaları kalp sıkışmaları damar tıkanıklıklarında manevi daralmalarda ki bunlar kabıd esmasının tecellileridir bu ismi okurlarsa zikriyle meşgul olurlarsa bütün darlıkları gider.

El-Vekil Esmasının Havassı

EL-VEKÎL (اَلْوَكِيلُ)66-Setveyail-Kehyail-:

Her şeyi uhdesine alan, güvenilip dayanılan, kulların işlerini yerine getiren, bütün varlıkları bütün halleriyle idare eden, bütün ihtiyaçlarını karşılayan, bütün hal ve davranışlarını bilen ve gözeten; kendisine tevekkül edenlerin her şeyine kâfi gelen, usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren. Kendisine iş ısmarlanan zâta vekîl denir.

Allah Teâlâ en güzel ve en mükemmel vekildir. İşlerin hepsini tedvîr (döndüren), tedbîr (tedbir eden) ve idare eden O’dur. Fakat kendisi hiçbir işinde vekile muhtaç değildir.

Zühre saatinde zikrine devam edenler muratlarına ererler ve belalardan emin olurlar.

Zühre saatinde bayan için meşgul olunur.

Erkek için müşteride fazlasıyla hararete sebeptir.

66 defa “Yâ Vekîl” ism-i şerifini okuyan yangından, selden, yıldırım, zelzele ve fırtınadan zarar görmez Hayır ve rızkı artar.

İsmi hilal ve Muhammed olanlar bu ismin zikrine devam ederlerse çok faydasını görürler.

Efendimizin (s.a.v) isimlerinden biridir bu Vekil ismi.

Zorlukların kolaylaşması için 2 rekat namaz kılıp selamdan sonra 46 defa ya Veli, 66 defa ya Vekil ve 20 defa da ya Vedud esmaları zikredilirse, zorluklar kolaylaşır, arzu edilene ulaşılır.

Bu ismin zikrine devam edenler asla hayatta rızıksız kalmazlar.tarikat erbabı Bu isimle hakka yaklaştıkçada hikmet sahibi olurlar. Ve tevekkülün son derecesine olaşırlar müttakilerden olurlar.

Hasbiyallahu ve nimel vekil veya hasbunallah ve nimel vekil şeklinde okumaya devam edenler her türlü hayrın kapısını açmış olurlar her türlü sıkıntı darlık kederden bu dua sayesinde mahfuz olurlar.

Aynı şekilde dünya ve ahrette Hakkın her hususta kişiye kafi gelmesini isteyen her gün 7 defa bu evradı behaiyede geçen duayı yapsın.

Hasbünellahü li dinina hasbünellahü li dünyana hasbünellahül kerimü lima ehemmena Hasbünellahül halimül kaviyyü li men beğa aleyna Hasbünellahüş şedidü li men kadena bi su’ Hasbünellahür rahıym ındes sam Hasbünellahür raufü ındel mes’eleti fil cedes Hasbünellahül latiyfü ındel mizan Hasbünellahül kadiru indes sırat Hasbiyellahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym

El Hakk Esmasının Havassı

EL-HAK (اَلْحَقُّ)108-Gakhayail-Teyhayail-Bermiyail:

Fiilen var olan, varlığı ve ulûhiyyeti gerçek olan ve hiç değişmeyen, ibâdete lâyık ve her hakkın sahibi olan. Hak, varlığı hakikî bulunan zâtın ismidir. Yani, varlığı daima sâbittir.

Allah Teâlâ’nın zâtı, yokluğu kabûl etmediği gibi, herhangi bir değişikliği de kabûl etmez.
Hakikaten vâr olan yalnız Allah’tır.

zühre saatinde zikrine devam eden nefsinde varlık duygularından sıyrılır.

Kaybolan bir nesne veya kimse için bir kağıdın dört köşesine şehid hakk yazılır, ortasına da kaybın adı da kağıdın ortasındaki boşluğa yazılır. Gece yarısı dışarı gökyüzünün altına çıkılır, gökyüzüne nazar edilerek yetmiş kere eş-şehidü’l-hak zikredilir. O kayıb kısa bir süre de ortaya çıkar

Bu ismin yüz sekiz defa zikrine devam hakkın alınması için mücerrebdir.

Kalbin tenviri, batının safa bulması ve insanların kalbinde olanı keşf için her gece kalkılıp iki rekat namaz kılınır. Sonra eller semaya kaldırılıp yüz kere ya Hakk denilir.
Bu şekilde bu zikre devam edilirse istenilen gerçekleşir.

Bin defa “Yâ Hakk” ism-i şerifini okuyan; kötü akibetten kurtulur. Hayırlı işlerde başarılı olur.

Sabahları 100 defa “La İlahe İllAllahu’l Melikul hakkul mubîn” şeklinde dua etmeye devam edenler zengin olur. Heybet sahibi olurlar.

Bu ismin zikrine devam edenler büyüklerin yanında hacetleri reva olur ismin vermiş olduğu heybetten büyükler etkilenirler.

Bu ismin bir diğer özelliği de batıl olan şeyleri yok etmektir. Hayal görenler, şizofren hastalıklar yaşayanlar bu ismi okusalar şifaya kavuşurlar.

Tılsımları sihirleri özellikle cinler tarafından yapılan ve şahsa halüsinasyon gibi gösterdikleri sihirleri yok eder.

El-Halim Esmasının Havassı

EL-HALÎM (اَلْحَلِيمُ)88-Akayail-Cehtıyail:

Kızgınlıkla ve acele ile muamele etmeyen, yumuşaklık sahibi, günah ve isyanlarına rağmen kullarını hemen cezalandırmayıp onlar için tevbe ve ümit kapılarını açık bırakan; onları sonsuz rahmet ve keremiyle nzıklandırmaya devam eden.

Hilm, suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır.

Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayana halîm denmez. Halîm, kudreti yettiği halde, bir hikmete binaen cezalandırmayana denir.

Allah Teâlâ Halîm’dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazapta acele etmez, mühlet verir.

Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır.

Zikrine devam eden kimse imandan ve kabir azabından emin olur.

Yine zikrine devam edenlerin düşmanları def olurlar dağılırlar onların zulmünden emin olur Hz. Musa (a.s) Firavunun yanına geldiği zaman bu esmayı zikrederdi.

“Yâ Halım” ism-i şerifini günde seksen sekiz defa okuyanlar rasgele iş yapmaz, ani kararlarla veya düşünmeden bir işe başlamazlar.

Kötü bir kimsenin yanına girerken bu ism-i şerifi okuyanlara o kimsenin zararı dokunmayacağı gibi o kimseden iyilik bile görebilir.

İdareciler, günde seksen sekiz kere bu ism-i şerifi okumaya devam ederlerse başarıları sürekli olur.

Halım ism-i şerifi gül suyu ile yazılıp, bu su; esnaf iş yerine, ziraatçılar tarlaya, bahçeye serpseler bereket, bolluk olur.

Gemiye serpilse gemi batmaktan kurtulur. Eve serpilse tüm kötülüklerden emniyette olur. .

Bu esmanın öfkeli insanların gazabının söndürmeden yana büyük bir sırrı vardır.

Özellikle sinirli fıtratlar, hem parlayıp çevresine zarar verenler bu esmaya devam ederlerse çok büyük yarar görürler.

Öfkeli birinin huzuruna çıkılacağı vakit bu esma ebcetsel sayı değerince çekilip dua edilirse huzuruna çıkılan öfkeli kimse bunu okuyanı güzellikle karşılar.

Her gün yüz defa zikredilmesi gönlün sükununa, cehl ateşinin sönmesine ve hışım ve gazabın dinmesine sebeb olur.

Bir kimse her namazdan sonra yüz defa zikre devam ederse, kibir, hased, cimrilik gibi ahlak-ı zemimeden kurtulur, ahlakı düzelir.

Bir hastanın başında bir fatiha ve on bir kere de bu isim okunursa hasta şifa bulur.

Dokuz gün, günde yüz yirmi yedi defa okunmaya devam edilirse, okuyan kimse hilim sıfatı kazanır, hilm sahibi olur. Cin ve ins ona itaat eder.

Cuma günü yüz yirmi sin harfi yazılır, yazma esnasında devamlı ya halim ya mu’id zikredilir ve üstte taşınırsa, bütün halkın gözünde şirin görünür, sayılır ve sevilir, sözü dinlenir kimselerden olunur.

Birinin kulağına bir şey kaçtığında ya ali ya azim ya halim ya azim okunursa biznillahi teala dışarı çıkar

El-Alim Esmasının Havassı

EL-ALÎM (اَلْعَلِيمُ) 150-Henyail:

Her şeyi bütün incelikleriyle bilen, hakkıyla bilen, ezelden ebede her şeyi bütün yönleriyle, hiçbir şey hiçbir şekilde hiçbir zaman ilminden gizlenemeyen, her şeyi çok iyi bilen.

Allah, her şeyi tam mânasıyla bilir. Her şeyin, içini, dışını, inceliğini, açıklığını, önünü, sonunu, başlangıcını, bitimini çok iyi bilendir

O, olmuşları bildiği gibi, olacakları da aynı şekilde bilir. Onun için, olmuş-olacak, gizli-açık söz konusu değildir.

Bunlar, insanlar hakkında geçerli olan mefhumlardır. İnsanların bilmesi nisbî (belli oranda) ve ârızîdir (geçicidir).

Allah’ın tesiri içindir. Aynı şekilde dost düşman herkesin sevgisini bilmesi ise, -bütün isim ve sıfatlarında olduğu gibi- zâtîdir.

Onun için O’nun bilmesinde dereceler bulunmaz.

Müşteri saatinde meşgul olsa düşmanları para pare olur.

Ayrıca kalp kazanmaya sebeptir.

Bu isim özellikle öğretmen ve öğrencilere yarar sağlayan bir addır.

Kavrama gücünün yükseğe çıkması bu ismi anmakla söz konusu olur.

Bu esmanın kalbi nurlandırma hikmeti de vardır.

Alim esmasına devam edenler zaman içerisinde çok büyük bir kavrama gücü elde ederler. Ruhani alemleri anlama algılama hassası kazanırlar.

Alim esmasına ilave olarak “Ya Allemel Guyup” kelimelerini de zikredenler kısa sürede kimi garip şeyleri görmeye başlar.

Yakaza, rüya haliyle başlayan bu güzellikler esmayı zikredenin istidadına göre keşif dairesine doğru kayabilir.

Öğrenci olanlar günde 150 defa bu adı anıp ders çalışmaya başlarlarsa çalıştıkları bilimde oldukça başarılı olmaya başlarlar. Her geçen gün kavrama güçleri artar.

Alim esmasını çalışanlar her gün sabah ve akşam üçer kez: “Bismillahillezi la yadurru me’asmihi şey’ün fil ardı ve la fissema’ ve hüves Semi’ul Alim” derlerse, bütün belalardan ve musibetlerden Allah’ın yardımıyla korunurlar…

Ya Alîm” ism-i şerîfmi günde yüz defa okuyanların kalbinde şüphe ve evhamdan eser kalmaz.

Alim;bütün sırları ve gizli olanları bilen demektir. Olan ve olacak olan ondan saklı değildir. O eşyanın ilmini yaratılıştan önce de sonra da bilendir.

Bu ismin zikrine devam futuhat-ı kalbiye ve marifet-i ilahiyenin hasılı hacetlerin gerçekleşmesi için mücerrebdir.

Her namazdan sonra on kere zikrine devam keşf-i gaybiye için çok faydalıdır.

Çocuklarına 1225 Hadi Alim Halim ve Kavi esmalarını bebekliklerinde üzerlerine veya suya okuyup bunu içirseler o çocuk zamanın büyük ilim erbabından olur biiznillah.

Hafıza ve akli gerileme sıkıntısı yaşanlara da hakeza bu şekilde uygulansa şifadır.

El Gani Esma-i Şerifinin Havassı

EL-GANÎ (اَلْغَنِي)1060 Hatyail:

Hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, kendi dışındaki her şey O’na muhtaç, sonsuz zengin olan; hiçbir cihetle kâinata ve mevcudata ihtiyacı bulunmayan, çok zengin ve her şeyden müstağnî.

Gani, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herşey yanında mevcud bulunduğu için hiçbir şekilde başkasına müracaat mecburiyetinde kalmayan zât demektir.

Şems saatinde zikrine devam eden mal mülk sahibi ali mertebelere ulaşır.

Rızık darlıklarında bu ismi diğer Rezzak Muksit gibi isimlerle zikretmek rızkın genişlemesine bereketlenmesine sebeptir.

Zenginlik için bu isim cumartesi sabahları sayısı kadar zikredilse maksad hasıl olur.

Aynı şekilde bir beladan veya hastalıklan kurtulmak niyeti ile sayısı kadar okusa kurtulur.

Hacetlerde namaz kılınıp peşinden bin defa Ya Gani Ya Galib şeklinde zikretse ve haktan hacetini dilese reva olur.

Cimrilik hasislik gibi hasletleri olanlar bu ismi Şekur ismiyle beraber zikrederlerse cimrilikleri cömertliğe dönüşür.

El Baki Esma-i Şerifinin Havassı

EL-BÂKİ (اَلْبَاقِي) 113 Tuğyail-Atyail :

Kalıcı olan, hep kalan, varlığını sonu olmayan, varlığı sürekli olan, zât, sıfat ve isimleriyle dâimi olan; her türlü yokluk ve fânilikten münezzeh bulunan; kendisine ölüm arız olmayan.

Bu ism-i şerîf “varlığın devamını” bildiren bir kelimedir. Varlığın devamı, önü ve sonu olmamakladır. Önü olmamak mülâhazasıyla Allah Teâlâ’ya Kadîm, sonu olmamak mülahazasıyla Bâkî denir.

Bu mânalara yakın Ezelî ve Ebedî ism-i şerifleri de vardır. Allah Teâlâ’nın varlığı, devam bakımından zaman mefhumu içine girmez. Çünkü zaman denilen şey, kâinatın yaratılmış olduğu andan itibaren sonsuzluğa doğru akışının derecelerini gösteren bir mefhumdur.

Şu halde, zaman yaratılmışlarla başlamıştır ve onlarla bitecektir. Kâinat yokken zaman da yoktu, fakat Allah Teâlâ vardı. Kâinat biter, zaman da biter, fakat Allah Bâki’dir.

şems saatinde zikrine devam edenin batınında hicap perdeleri kalkar. Hal üzere baki kalır. Dünyanın faniliğini nefsin geçiciliğini hakkın bakiliğini tam bir idrak halinde anlar masivayı terk eder.

Tariki Nakşi yolunda Hatme-i Haceganlar da bu isim okunur.

Yâ Bakî” ism-i şerifini 1000 defa okuyan, her türlü endişe ve tasadan kurtulur, düşmana mağlup olmaz.

Korku anında 100 defa “Yâ Bakî” ism-i şerifinin okunması insanı korktuğundan emin kılar.

Bu ismin zikrine devam ömrü uzatır, işleri sağlamlaştırır, evlad ve mülkün kalıcılığını sağlar.

Bir kimse günde yüz kere bu ismin zikrine devam eder, Cuma geceleri de bin defa okursa duaları kabul olup geri çevrilmez.

Malının eşyalarının hububatın üzerine bu isim okunursa mal teleften korunur.

El Aziz Esma-i Şerifinin Havassı

EL-AZÎZ (اَلْعَزِيزُ) 94 Mendail-Menciyail:

Yenilmeyen, yegâne galip olan, ulu, galip, izzet, kudret ve bütün kudsî sıfatlarıyla acizlik ve kusurlardan uzak olan, bütün varlıkları acizlik, zayıflık ve tezellül içerisinde kendisine boyun eğdiren, mutlak galip, karşı konulamayan güç sahibi, mağlûp edilmesi mümkün olmayan galib.

İzzet sıfatı, Kur’an’da birçok yerlerde azab âyetleri bahsinde gelmiştir. Fakat bu ism-i şerifin yine birçok defa Hakîm ism-i şerîfi ile birleştiği görülür.

Bunun mânası: Allah Teâlâ’nın kudreti galibdir, fakat hikmeti ile kötülerin cezasını te’hir eder, kötülük edip durmakta olan insanları cezalandırmakta acele etmez, demektir.

Merih saatinde zikrine devam eden büyükler indinde izzete ve lütfa mazhar olur. Hasmına galip gelir ve düşmanları kahr olur.

Bu Esma Yusufun (a.s) devamlı meşgul olduğu isimdir bunun bereketine Mısıra sultan olmuştur.

Bu isim kahra da ve lutfa da şamildir. Yani Kahrı ve Lutfu ve Tesiri kendinde toplayan bir isimdir.

Dilediğine galip gelmek için Müşteri saatinde de okunur.

40 gün her sabah namazından sonra kırk bir defa “Ya Azız” ism-i şerifini okuyan kimse borçtan kurtulup zengin olur.

Kalbi her türlü şüphelerden arınır, temizlenir. Zillete düşenler, fakir düşenler, zulme uğrayanlar, kendilerine içten içe düşmanlık besleyenler ki kişi onları bilmese bile Devamlı zikriyle meşgul olurlarsa hak teala onları düşmanlarından korur ve bu müşküller den kurtarır.

El Kavi Esma-i Şerifinin Havassı

EL-KAVÎ (اَلْقَوِي)116Şerail-Mutyail:

Kuvvetli, güçlü, her şeye gücü yeten, kudretli, kuvveti bütün kâinata hâkim ve bütün eşyayı zapteden ve bütün varlıkları hükmü altına alan, çok kuvvetli.

Merih saatinde zikrine devam edenlerin bağlı olan bütün işleri açılır. Zorluklar kolaylaşır ve düşmanlarına hasmına karşı galip gelir.

Aynı şekilde Merih saatinde meşgul olunmak fethe sebeptir.

Akşemseddin hazretlerinin virdidir. İstanbul’un fethinde bu esma ile çok meşgul olmuştur. Ayrıca cennet mekan Fatih Sultan Mehmet Han’a bu esmayı öğretti. Oda fetih de daima bu esma ile meşgul oldu.

Bedenen ve kemiksel zayıf olanlar bu isimle meşgul olurlarsa güçlenirler özellikle kemik zayıflıkları olanlar.bu ismin zikrine devam edenlerin hepsi zor işlerde başarılı olurlar …

yolcuklarda sıkıntı anlarında bu isimle meşgul olmak sıkıntıları hafifletir aslında kişiyi tahammül ehli kılar.aynı şekilde batini darlık sıkıntılarda da çok faydalıdır.ruhu oldukça kuvvetlendiren esmalardandır.

Savaş gibi çok meşakkatli durumlarda bu ismi Ahzab 25 ayetinde:ve kanellahu kaviyyen aziza_Allah, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

Geçtiği şekilde okumak çok faydalıdır zaten bu ayet savaş ayetidir. Aynı şekilde diğer dünya ile ilgili işlerde ise Ya Kaviy Ya Kadir şeklinde zikretmek daha faydalıdır.

El Batın Esma-i Şerifinin Havassı

EL-BÂTIN (اَلْبَاطِنُ)62Ahityail:

Gizli, zât ve mahiyeti gizli olan, zâtının görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından duyuların ve aklın idrakinden gizli olan, duyu organları ile idrâk edilemeyen, her şeyin gerçek yüzüne vâkıf olan; her şeyin iç yüzüne şahitlik eden; zuhurunun şiddetinden

[Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte gelip de Rabbi ona hitab edince: “Ya Rabbî! Göster bana Zatını, bakayım Sana!” dedi. Allah Teâla şöyle cevap verdi: “Sen Beni göremezsin. Ama şimdi şu dağa bak, eğer yerinde durursa sen de Beni görürsün!”. Derken Rabbi dağa tecelli eder etmez onu un ufak ediverdi. Mûsâ da düşüp bayıldı. Kendine gelince dedi ki: “Sübhansın ya Rabbî. Her noksanlıktan münezzeh olduğun gibi, (dünyada Seni görmemizden de münezzehsin). Bu talebimden ötürü tövbe ettim. Ben ümmetim içinde Seni görmeden iman edenlerin ilkiyim!” (Araf 7/143)],

sınırsız büyüklüğünden ve zıddının olmayışından dolayı mahlukâtın gözünden gizlenen, ancak eserleriyle varlığını gösteren.

Allah Teâlâ’nın varlığı hem âşikardır, hem gizlidir. Âşikârdır, çünkü varlığını bildiren delil ve nişanları gözsüzler bile görmüş ve bu hakikatler hakikatı yüce varlığa, eşyanın umumî şehadetini sağırlar bile işitmiştir.

Gizlidir. Çünkü biz Onu künhüyle bilemeyiz. Amma varlığını kat’î surette biliriz.

Kamer saatinde zikrine devam edenin kalbi nurlanır kederleri dağılır

Bu ismi Ya Zahir Ya Batın şeklinde zikredenler fena düşünceler den halas olurlar sırlara müttali olurlar.

Bu isimi el-evvelu el-ahiru el-zahiru el-batınu esmalarıyla zikrederse insanların gizledikleri bütün sırlar, o kimseye keşf olur.

Her varlığın batınını ve zahirini görür ve bilir. Eşyanın havassı, zahiri ve batıni ilimler ona malum olur.

Bu ismin kalbi hastalıklar yanı sıra mide bağırsak rahatsızlıklarına da faydası vardır.

El Vasi Esma-i Şerifinin Havassı

EL-VÂSİ’ (اَلْوَاسِعُ)137 Takdihail-Talhiyail:

Bol veren, evreni kucaklayan, ilmi ve merhameti geniş olup her şeyi kuşatan, kudret, rahmet, bağışlama, iş ve fiilleri, tecellî ve tasarrufları, sıfat ve isimleri, bütün varlıkları içine alacak kadar geniş olan.

Kullarına bol bol nimetler veren. Allah’ın ilmi, rahmeti, kudreti, afv ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır.

Allah’ın ilminden hiçbir şey gizlenemez, ikram ve ihsanına bir nihayet yoktur.

Zuhalde zikrine meşgul olsa gam ve kederden kurtulur istediğine nail olur.

Aynı şekilde kamer saatinde meşgul olanında kalbi genişler keder ve sıkıntıdan kurtulur. Rızkında bolluk olur.

Haset ve kin gibi kötü hasletleri olanlara faydalıdır.

Bu ismin de iç sıkıntısı kalp çarpıntısı göğüs darlıkları ve göğüs hastalıklarına faydası vardır ama en fazla karaciğer akciğer ve dalak rahatsızlıklarında faydalıdır.

Zor ve meşekkatli işlerde çalışanlar bu ismi zikrederlerse her işleri kolaylaşmaya başlar.

İşleri iyi olmayanlar evinde meşakkat ve rızık darlığı olanlarda bu ismi zikir edelerse hak teala genişlik ihsan eder.

İlminin keşfinin ahlakının çoğalması genişlemesini isteyenler Arşı taşıyan meleklerin duası ile beraber bu ismi zikrederlerse bunlara kavuşurlar

okunacak ayet: Esteizu billah rabbena vesi’te kulle şey’ir rahmetev ve ilmen: Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır (Mümin 7)

El Bais Esma-i Şerifinin Havassı

EL-BÂİS (اَلْبَاعِثُ)573 Legranail-Yahtıyail:

Ölüleri dirilten, öldükten sonra dirilten ve şuur sahibi yaratıklarına peygamberler göndererek emir ve yasaklarını bildiren; sayısız insan, hayvan ve bitkileri hayat sahnesine çıkaran; haşirde bütün ölüleri tek bir emirle diriltip kabirlerinden çıkaran ve onları yüce huzurunda toplayan, ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran.

Şems saatinde meşgul olan Lütfi ilahiye mazhar olur ve her işte muvaffak olur. Başarı sağlar. Kapalı olan işleri açılır ve düzene girer.

Gönlün nurlanması iç sıkıntı ve kasavetten kurtulmak için kamer saatinde zikrine devam edilir.

Bu esma kalp, damar rahatsızlıkları, saç dökülmesi, akıl ve beden kuvveti ve tıbben çare olmayan hastalıklara şifadır. Hastalıklarda uygun esmalarla beraber zikredileceği, mesela tıbben çare olmayan hastalıkta Ya Şafi Ya Bais gibi Hacetlerinde Fettah ismiyle beraber zikredilse hacetleri reva olur.

El Mukit Esma-i Şerifinin Havassı

EL-MUKÎT (اَلْمُقِيتُ) 550 Melhayil-Kutyail:

Rızıklandıran, besleyen, idare eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan, her şeyi lâyıkıyla gözeten, iyiyi iyiliğinden, kötüyü de kötülüğünden derecesine göre hissedar eden; maddî ve manevî her türlü rızkı veren, her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden.

Bu mânaya göre Mukît, Rezzak mânasınadır. Yalnız Mukît, Rezzâk’tan daha hususîdir.

Rezzak, azık olanı da olmayanı da içine alır. Şems saatinde zikrine devam eden hasmına galebe eder.

Bedenin sıhhat bulması için Zühre saatinde 550 defa zikrine devam edilir.

Bir bardak suya 21 defa “Yâ Mukît” ism-i şerifi okunduktan sonra bu su çok ağlayan çocuğa içirilirse, çocuğun ağlaması kesilir.

Ayrıca bu ismin zikrine devam edenler açlık hissi yaşamazlar özellikle oruç tutarken açlıktan sıkıntı yaşayanlar için iyidir.

Her türlü beden rahatsızlıklarında bu isim şifa kaynağıdır. Bedensel olarak zayıf olanlar bu isimle kuvvet kazanırlar.

Kıtlık zamanlarında bu ismin zikredilmesi uzun süre açlığa dayanmaya sebeptir.

El Adl Esma-i Şerifinin Havassı

EL-ADL (اَلْعَدْلُ) 104 Gatail-Aryail:

Adaletli, mutlak adalet sahibi, her şeyi yerli yerine koyan, aşırılığa meyletmeyen, kâinatı bütün varlıklarıyla birlikte ölçü altına alıp dengeleyen; canlı cansız her şeye en güzel ve en uygun vaziyeti veren; her varlığa lâyık olduğu ölçüde varlığını devam ettirme hakkı vermekle sonsuz adaletini gösteren; emrine itaat edenleri mükâfatlandırırken, haddini aşanları dizginleyen ve hak ettikleri cezayı veren; haşrin büyük mahkemesinde ise mutlak adaletini en geniş ve en mükemmel tarzda gösteren, tam adâletli.

Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma mânası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şeyi akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir.

Allah Teâlâ Âdil’dir. Zâlimleri sevmez. Zâlimlerle düşüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez.

Haddi aşan haksızlık yapanlara karşı Zühre saatinde 140 kere meşgul olunur.

Şems saatinde meşgul olsa talihinde kapalılıktan emin olur. Ve talihi güzel olur.Kötü ahlaktan kurtulup ahlakı hamide sahibi olur.

Tansiyon dengesizliklerinde kolesterolde şeker hastalıklarında bu isim faydalıdır dengeler.

Bu esmaya devam eden zulme uğramayacağı gibi zulumde etmez adalet sahibi olur.

Bu esma bilindiği gibi Hz. Alinin (r.a) ismi azamlarından biridir cünnetül esma adlarındandır.

Halkın başında yönetici olanların bu isimle meşgul olması gerekir ki adelet sahibi olsunlar.

El Hakim Esma-i Şerifinin Havassı

EL-HAKÎM (اَلْحَكِيمُ) 78 Galail-Derdyail:

Her şeyi yerli yerinde yapan, hükmü hikmetli olan, hikmet sahibi, bütün işleri hikmetli, bütün emirleri ve işleri yerli yerinde olan, her şeyi en kısa yoldan, en faydalı, en kolay ve en güzel bir şekilde yaratan.

Boş iş yapmayan, her bir şeyde sayısız faydalar gözeten ve bunu yaratıkları üzerinde tecellileriyle gösteren.

Allah Hakîm’dir. Faydasız, boş ve tesadüfî bir işi yoktur. Her emir ve fiilinin her yönüyle sonsuz fayda ve maslahatları vardır.

Her yarattığı mahlûk, her yaptığı iş bütün kâinat nizamı ile alâkalıdır. Kâinatın umumî nizamı ile tenâkuz teşkil eden hiçbir hâdise, bir mahlûk, bir iş yoktur. En zararlı görülen mahlukatın bile yaratılmasının hikmeti vardır. Fare gibi zararlı görülen hayvanlar tamamen yok edildiği durumlarda bu husus açıkça görülmüştür.
Bu sefer başka sorunlar ortaya çıkmıştır.

Şems saatinde meşgul olsa cümle ulema makamına ulaşır.

Zühre saatinde meşgul olmana hikmeti ilahiye öğretilir.

Yaptığı her hangi bir işte mani ve ngelle karşılaşan bu ismi zikretse engelleri aradan kaldırılır işlerine galip gelir.

Hakîm” ism-i şerifini her gün 78 defa okuyan, korkulacak durumlara düşmez, büyük dertlerden kurtulur.

Bu esmanın Alim ve Rafi esmalarıyla beraber zikredilmesi hikmet ilimlerini öğrenmeyi hızlandırır ve manevi yükselmeyi gerçekleştirir. .

Hakim ismine ism-i azam dairesinde mazhar olanlar hiçbir kimseye hiçbir soru sormadan bütün sorulara ilahi tecelli sırrıyla şaşmaz ve doğru bir şekilde cevap verirler.
Hangi ilimden sorulursa sorulsun mutlaka doğru cevap verirler.

Bu ismin zikrine beş yüz kırk beş defa devam hacetlerin gerçekleşmesi için çok faydalıdır.

Bazıları bu mübarek ismin Hz. İsa’ya (a.s) mensup olduğunu beyan etmişlerdir.

her kim bu ismi yazar, su içine koyup bir bağ ya da tarlaya serperse, oranın bereketi bol, afetlerden mahfuz olur.

El Basir Esmasının Havassı

EL-BASÎR (اَلْبَصِيرُ) 302 Melhail-Katyail:

Gören, gizli ve açık her şeyi her haliyle çok iyi gören, sonsuz kudret ve hikmetiyle her canlıya lâyık gözü ve görme kabiliyetini ihsan eden, iyi gören. Allah Teâlâ herkesin gizli açık yaptığını ve yapacağını görüp durmaktadır.

Karanlıklar O’nun görmesine mâni olamaz. Karanlık gibi, yakınlık-uzaklık, büyüklük-küçüklük gibi insanların görmelerine engel olan şeyler de O’nun görmesine mâni olmaz.

Şems saatinde zikrine devam eden izzet bulur makbul biri olur sözü muteber olur.

Şems saatinde meşgul olsa büyük tesiri vardır. Bayanlar için (muhabbet) okunsa kamer saatinde meşgul olunmalıdır.

Müşahade keşf elde etmek için şems saatinde 312 defa zikrine devam edilir ara verilmezse rüya, yakaza, ilham gibi haller tezahür eder bir çok şeyleri olmadan görmeye başlar gözleri her geçen gün daha da kuvvetlenir.

Gözlerinde görme sıkıntısı olanlar rahatsızlıkları olanlar devam ederlerse Ya Şafi Ya Nur Ya Basir şeklinde sıkıntıları zail olur.

Her kim ya semi’ ya basir şeklinde günde beş yüz iki defa zikre devam ederse, hiçbir zaman hali perişan ve hiç muhtaç olmaz.

Bu ismi günde bin altı yüz beş defa okumaya devam eden kimse havassın sırlarına vakıf olur.

Her kim yedi bin üç yüz beş defa okursa bütün muratlarına ulaşır.

On altı bin altı yüz elli defa okunmaya devam edilirse, insanların içlerinde olan ve isimlerine vakıf olunur.

Ya Semiu Ya Basir isimlerinin beraber zikredilmesi göz ve kulak rahatsızlıklarına şifadır.

Bu isme birlikte devam edenlerin her şeyi görme yetileri gelişeceği gibi duyma yetileri de gelişir gayba vukufiyetleri artar.

Bu isimlerin beraber zikrinin bir diğer bereketi de hafızayı kuvvetlendirir. Heybet ve haya sahibi olurlar.

El Celil Esma-i Şerifinin Havassı

EL-CELÎL (اَلْجَلِيلُ) 73 Azail-Cehtiyail:

Şanı yüce, erişilmez, yüce kudreti ile her şeyi yoluna koyan, yücelik sıfatları bulunan, azamet sahibi, bütün celâl sıfatlarıyla sıfatlanmış olan; varlıkların türleri üzerinde icraat ve tecelliyatlarıyla rubûbiyetinin ihtişamını gösteren; birliğini ve yüce zâtına lâyık muhteşem sıfatlarını bildiren, celâdet, ululuk ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf.

Celâdet ve ululuk, Allah’a mahsustur. Onun zâtı da büyük, sıfatları da büyüktür. Fakat bu büyüklük, cisimlerdeki gibi hacim veya yaşlılık itibarı ile değildir. Zamanla ölçülmez, mekânlara sığmaz.

Şems saatinde meşgul olunsa hevadan ve nefsin azgın isteklerinden kesilir.ve Letafet sahibi olur nice latif şeyler müşahede eder. İlahi tecelliyatın gizliliğine mazhar olur.

Muhabbet için Zühre saatinde meşgul olunmalıdır.

Her gün “Yâ Celîl” ism-i şerifini okuyanın değeri ve meziyetleri artar. Sözü dinlenir.

Zalimlerin saldırısına maruz kalanlar bu ada devam ederlerse kısa sürede zalimler dize gelir, her biri bir felakete uğrar.

Esmaya devam edenler tehlikeli yerlerden emniyet içinde geçerler İnsanlar, cinler ve Arslan gibi vahşi hayvanlar bile bu ismin zikriyle meşgul olandan korkarlar.

Önemli istek ve hacetlerde Malikel mülk zül celali vel ikram şeklinde meşgul olmak hacetlerin kabulune sebeptir.

Er-Rafi’ Esmasının Havassı

ER-RÂFİ’ (اَلرَّافِعُ) 351 Merkıyail-Aliyail:

Yücelten, yükselten, derece derece yukarı kaldıran, müminleri yükselten, izzet ve şeref veren, inananları ve emrine itaat edenleri yükselten; maddî manevî her türlü rütbe iradesinin elinde olan ve istediğini bu rütbelere yükselten.

Allah Teâlâ, istediği kulunu indirdiği gibi, istediği kulunu da yükseltir. Şan ve şeref verir. Bazı gönülleri iman ve irfan ışığı ile parlatır, yüksek hakikatlardan haberdar eder. Allah’ın yükselttiği insanlar, çok defa melek huylu, tatlı dilli, insanların ayıplarını, kusurlarını örtüp eksiklerini tamamlayan; onlara malıyla, bedeniyle, bilgisiyle, nasihatiyle yardım eden nazik, kibar insanlardır.

Onlar bu istikametten ayrılmadıkça Allah da bu nimeti kendilerinden almaz.

Şems saatinde zikrine devam eden ali mertebelere yükselir gam ve kasavetten kurtulur.

Aynı şekilde Şems saatinde meşgul olsa matlubunun kalbini kendine çekmekte gayet kuvvetli bir terkiptir.

Bu esmanın zikrine devam edenler özellikle iş yerlerinde, ilmi alanlarda yükselmelerine sebeptir.

Düşmanlarına karşı izzet ve heybet sahibi olurlar. Bir çok çözümünde müşkil olan hastalıklarda bu isimle şifalar ihsan edilir.

Şems saatinde adeti kadar zikretmek vesvese ve evham sahiplerinin şifasına vesiledir.

Başla alakalı hastalıklarda baş ağrıları, göz rahatsızlıkları, geniz, sinüzit, ağız yaralında şifadır adeti kadar şifa ayetleriyle beraber suya okunur ve suyu içilir.

İbadet ve taatte gevşeklik, tembellik yaşayanlar kullukta şevk muhabbet ve devamlılığı kazanmak isteyenler özellikle ehli Tarik olanlar bu esmayı kuranda geçtiği mümin suresinin 15. ayetiyle beraber zikrederlerse hak teala yardım eder.

Yine bu esmayı ilgili ayette geçtiği şekliyle ki rafi’ud deracati Zül arş olarak zikredenler de maksatlarına ulaşırlar.

Zulmünden korkulan bir kimsenin yanına girmeden önce 70 defa “Yâ Râfi ism-i şerifini okuyan, o kimsenin zulmünden emin olur.

El-Kebir Esmasının Havassı

EL-KEBÎR (اَلْكَبِيرُ)232-Mentehayil

Büyük, ulu, zâtının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu, sınırsız isim ve sıfatlarıyla ilmimizi aşan sonsuz büyüklük sahibi olan, büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen.

Allah Teâlâ kibriyâ sâhibidir. Kibriyâ, zâtın kemâli demektir. Her bakımdan büyük, varlığının kemâline hudut yoktur. Bütün büyüklükler O’na mahsustur.

Müşteri saatinde zikriyle meşgul olunur. Padişahlar indinde haceti makbul olur. İzzet ve şeref bulur.

Günde yüz defa “Yâ Kebîr” ism-i şerifini okuyan, borçlu ise borcundan kurtulur, işini kaybeden tekrar işine kavuşur.

Üzerine “Yâ Kebîr” ism-i şerifinin yüz defa okunduğu yemeği yiyen dargın eşler barışırlar.

İki yüz otuz iki defa “Yâ Kebîr” ism-i şerifini okuyan kimse ilim ve marifet ile mükafatlandırılır.

Manevi terakki de faydalıdır özellikle ehli sülük manevi takılma hallerinde bu ismin bereketiyle bulunduğu yeri geçer.

Bari esmasıyla beraber bu isim zikredilirse ervah alemini müşahade eder.

El-Vali Esmasının Havassı

EL-VÂLÎ (اَلْوَالِي)47Beğgamzail:

Yöneten, sahip, kâinata hâkim olup onu yöneten, her şeyin dizginini elinde tutan; varlıkları idare, hâkimiyet ve tasarrufu altında bulunduran, mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an olan biten hâdisatı tek başına tedbir ve idare eden.

Allah Teâlâ bütün varlığı idare eden, biricik ve en büyük vâlidir.

Diğer vâliler ve hükümdarların idaresi, O’nun izni ve müsaadesi iledir. Ve onların velâyet ve idaresi, son derece noksandır.

Allah’ın velâyet ve tedbiri ise sınırsız, gerçek ve hakikîdir. Her şey emri ve iradesi altındadır. Her şeyi bilir. Ondan habersiz mülkünde hiç bir şey cereyan etmez.

Âdile mükâfatını, zâlime cezasını eksiksiz verir. Sebepler, O’nun icraat ve idaresinde yardımcı değil, sadece izzet ve haşmetini gösteren birer perdedirler.

Hakikî tesir, O’nun kudretindendir.

Şems saatinde zikrine devam edeni herkes sever hatta düşmanları dahi dost olur.

Cuma günü 1000 defa “Yâ Vâlî” ism-i şerifini okuyarak dua edenin duası kabul olur, işleri kolaylaşır.

47 defa “Yâ Vâlî” ism-i şerifini okuyan her türlü afetten kurtulur. Tarikat yolunda sülük edenler bu simi çok anmalıdır.

Her hangi bir makamı isteyenler bu isimle meşgul olup istedikleri şeyi belirtmelidirler ayın 14-15-16 günlerinde yapılırsa mücerreptir.

Bedeni yorgunluklarda tembelliklerde bu ismi Ya Vali Ya Müteali ismiyle beraber zikredenler yorgunluktan kurtulur uyuşuklukları gider.

Eş-Şekur Esmasının Havassı

EŞ-ŞEKÛR (اَلشَّكُورُ) 526 Gayail-Tavyail:

Mükafatlandıran, az amele/iyiliğe çok sevap veren, kullarının bütün şükür ve sâlih amellerinden haberdar olan, şükredenlerin nimetlerini arttıran; en küçüğünü dahi zayi etmeksizin bütün iyiliklere bol bol sevaplar ihsan eden, kendi rızâsı için yapılan iyi işleri, daha ziyadesiyle karşılayan.

Şükür, iyiliği, iyilikle karşılamak demektir.

Şükür, Allah Teâlâ’ya karşı kulun yapması gereken bir vazifesidir.

Şekûr ise, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden demektir.

Şems saatinde muradı için okunur.

Zühre saatinde bayanlar ve zalimlerin zulmünden halas olmak için okunur.

Şems saatinde devam eden kazalardan ve belalardan korunur.

Izdırap ve gamdan halas olurlar. Bir bardak suya kırk bir defa “Yâ Şekûr” ism-i şerifi okunup birazı içilir, kalanı da yüze ve gözlere sürülürse gönül darlığı ve bunalma gibi hallerden kurtulur.

Gözlerin nuru artar, iyi görmeleri sağlanır. Aynı zamanda bu işlemin yapılması rızkın bolluğuna, kalbin de ferahlamasına sebeb olur.

Bu isme devam edenler Günden güne rızkları artar.

Aileleriyle bereket içinde bir ömür sürerler. “Suphanallahi ve bi hamdihi suphanallahil azim” duasına günde 100 defa devam edenler Şekur esmasını da ebcetsel sayı değerince anarlarsa bütün sıkıntılar, yerini sevince bırakır.

Her kim cumartesi günü on üç vav yazar ve yazma esnasında adet gözetmeksizin devamlı ya hakim ya şekur okur. Sonra, hacetinin gerçekleşmesi için mushafın arasına koyarsa hacet ve isteği gerçekleşir

bu ismin zikrine devamlılık nimetleri artırıcı olduğu gibi bırakmak nimetlerin kesilmesine neden olur……

Es-Selam Esmasının Havassı

ES-SELÂM (اَلسَّلَامُ) 131 Garail-Deriyail:

Esenlik veren, sulh ve barış temin eden, yaratıklarını selâmette kılan, her türlü kusur, acizlik, noksanlık ve başkalarının kendisine kusur, noksan ve zarar vermesinden sonsuz derecede uzak ve emin bulunan, yaratıklarına huzur ve emniyet bahşeden, her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan; her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden.

Bu ism-i şerif, Kuddûs ismi ile yakın bir mana ifade etmekte ise de Selâm ismi, daha ziyade istikbale aittir.

Yani Cenâb-ı Hakk’ın gerek zâtı, gerek sıfatı ileride en ufak bir tegayyüre, bir değişikliğe, bir zaafa uğramaktan münezzehtir.

O, ezelde nasılsa ebedde de öyledir.

Bu ismi devamlı zikreden her türlü belalardan görünen görünmeyen afetlerden yangın, deprem, selden salim olur.

Bu ismi temiz bir kaba 66 kez yazıp su ile sildikten sonra vesvese ve evham sahibine içirilse kalbinden şüphe evham kaybolur.

Bu isim yasin suresinde Selamun gavlem mir rabbirrahim ayetiyle beraber gelmiştir bu ayetle meşgul olunsa bir çok sırra vakıf olunur.

Selam isminin cinni, saralı ve ciddi hastalıklarda büyük büyük bir etkisi vardır hatta tıbben çaresi olmayan hastalıklarda dahi biiznillah etkilidir.

Bu ismin 4 lü vefkini ceylan derisine yazıp üstünde taşıyan felaketler anında mahfuz olur.

Eğer bir kimse mühim bir hacet için Çarşamba gününden başlayıp on beş gün süreyle, günde yedi yüz on sekiz defa selamun kavlen min rabbin rahim ayetini zikrederse, o mühim işi gerçekleşir, hacetine nail olur.

Bu Selam ismini kaza ve belalardan korunmak için hafız ismiyle beraber okunması daha faydalıdır.

Aynı şekilde rızık darlıkları veya sıkıntı anlarında Ya Selam Ya Basit isimleriyle okumak çok faydalıdır.

Aynı şekilde gözlerinde sıkıntısı olanlar veya kulaklarında Ya selam Ya Semi Ya Basir isimlerini zikretseler sıkıntıları gider.

El-Halık Esmasının Havassı

EL-HÂLİK (اَلْخَالِقُ) 731- Dahail-Hakyail-Tamhail:

Yaratan, bütün yaratıkları takdirine uygun olarak gerekli şartlarla birlikte yaratan, her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan var eden.

Bu ism-i şerîfin mânasında iki husus vardır:

a) Bir şeyin nasıl olacağını tayin ve takdir etmek,

b) O takdire uygun olarak o şeyi îcad etmek.

bu ismi şems saatinde zikre devam eden kişi bir işe başladığında fenalıklar zuhur etmez ayıpları çıkmaz.

Bilim dünyasında yeni projeler üretmeye keşif ve ilham kaynağı olur eğer zikredilirse.

Bu ismi işleri düğümlenmiş çözümlemesi gecikmiş kişiler 5115 veya 5106 defa zikredip hacetini haktan isterse revadır.

Gece yatmadan önce yüz defa “Ya Hâlık” ism-i şerifini okuyan ve “Ya Rabbi filanca yakınımın hâlini bana bildir” diye dua edenin Allahu Teala duasını kabul eder ve haberini alamadığı yakını olan kişinin durumunu rüya veya ilham yolu ile kuluna bildirir.

Çocuğu olmayanlar Halıg ismini Bari ve Musavvir isimleriyle beraber zikretmeye devam ederlerse biiznillah çocukları olur.

Yeri gelmişken özellikle Rahim içi hastalıklarında bu ismin tek başına zikredilmesi hastalığı ilerletir. Her ne kadar tirmizi hadisinde esmalar arasında Şafi ismi yoksa da bu isim Rabbimizin kuranda ve Efendimizin Hadislerinde bildirilen Esmalardan bir isimdir ve hastalıklara şifa verici demektir ki bu isimle ebced değeri kadar (391) meşgul olunup akabinde hastalığın olduğu yere sağ el konulup Efendimizin yaptığı dua ki:

Allahümme ezhibil base rabbennasi işfi ve enteş şafi la şifai illa şifauke şifaen la yuğadiru segama.

Anlamı: İnsanların Rabbi Allahım hastalığı gider şifa ver şifa veren sensin senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa verki hiç hastalık bırakmasın.

Diye dua edilir eğer Halıg ismi Şafi ismiyle beraber meşgul olunursa rahimdeki hastalıklara faydalıdır.

Ayrıca Şafi ismi değeri kadar yazılıp bir kaba veya kağıda zemzem suyuyla veya nisan yağmuruyla siler ve bu suyu üç gün aç karnına içerse biiznillah şifaya kavuşur. Bu uygulama her hastalığa yapılabilir.

Her kim yüz gün, günde bin üç yüz altı defa zikrederse, batını temizlenir, gönlü mesrur, müşkülleri kolay olur. Yöneldiği her şey zahmetsiz ele geçer. El attığı her sanatta başarıya ulaşır, halktan müstagni olur.

Her kim Cuma günü güneş doğmadan önce doksan mim yazar, yazma esnasında devamlı ya halık ya muhit esmalarını zikreder ve bunu üzerinde taşırsa, dilediği her hacet gerçekleşir.

Bir bağ ya da tarlaya asılırsa afetlerden emin ve muhafazada olur.

El-Mani Esmasının Havassı

EL-MÂNİ’ (اَلْمَانِعُ) 161Finyail:

Engel olan, istediği şeylere engel olan, dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan, varlıkları hadlerini aşmaktan ve saltanatına ortaklıktan men eden; zararlı ve tehlikeli sebepleri izni dışında yaratıklarına zarar vermekten alıkoyan;

dilediğinden dilediği şeyi esirgeyen, bir şeyin meydana gelmesine müsâade etmeyen.

İyi ve kötü pek çok arzularımız vardır ki biri bitmeden biri ortaya çıkar. Yaşadığımız müddetçe bunlar ne biter, ne de tükenir. Biz de bu arzularımızı elde etmek için çalışır dururuz.

Her arzumuz bir takım sebeplere, sebepler de Mâni’ (mani olan) ve Mu’tî (veren) olan Allah’ın emrine bağlıdır.

Allah Teâlâ isteyenlerin isteklerini, dilerse verir; o zaman isteyenin tuttuğu sebepler çabucak meydana gelir. Mu’tî ism-i şerîfinin mânası budur.

Allah Teâlâ bazı isteklere de müsaade etmez. O zaman isteyenin yapıştığı sebepler kısır kalır, ne kadar çabalanırsa çabalansın netice vermez. Bu da Mâni’ ism-i şerîfinin tecellîsidir.

Kullarının başına gelecek felâket ve musibetleri önlemek, geri çevirmek de yine Mâni’ ism-i şerîfinin tecelliyatındandır.

Şems saatinde zikrine devam eden her zaman ve her yerde
kaza ve belalardan mahfuz olur.

Düşmanları olanlar onların şerrinden korunmak için bu adı çok ansınlar.

Aralarında soğukluk bulunan, dargın olan eşlerden biri yattığında içinden “Yâ Mâni” ism-i şerifini okumaya devam ederse araları iyi olur.

Bu ismi Kanser ve salgın yayılabilen hastalıklarda zikredilirse şifadır.

Beyin urlarına rahim kistlerine de aynı şekilde şifadır.

Vucut yaralarında da şifa ayetleriyle beraber bu isim bir miktar suya zikredilip suyu hasta hem içse hemde biraz şişlerin yaraların olduğu yere sürse şifadır.

Er-Rahim Esmasının Havassı

ER-RAHÎM (اَلرَّحِيمُ) 258 Hanail-Cerail:

Bağışlayan, esirgeyen, rahmeti herşeyi kuşatan, kâinattaki bütün nimet ve ihsanlar af ve rahmet, şefkat ve merhamet kendi eseri olan ve âhirette müminlere sonsuz nimetler ihsan edecek olan, pek ziyade merhamet edici; verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî nimetler vermek suretiyle mükâfatlandırıcı.

Rahmân ism-i şerîfinden Allah Teâlâ’nın ezelde bütün mahlûkatı için hayır ve rahmet irade buyurduğu anlaşılır, Rahîm ism-i şerîfi ise, mahlûkatı arasında irade sahipleri, hususan müminler için rahmet-i İlâhiyyenin tecellisini ifade eder.

Bu ismi şems saatinde zikre devam edenler dünya ve ahiret saadetini elde ederler rızıkları genişler zalimlere karşı okunsa galip gelirler.

Bu isim vucuttaki gazabı, kasveti, kederi giderir. Bu ismi sayı kıymeti kadar bir kağıda yazıp devamlı ağlayan bebeğin boynuna assalar ağlaması kesilir.

“Er-Rahim” ism-i şerifi yazılıp ağaç köküne dökülürse o ağacın meyveleri bol olur.

Aynı ism-i şerifi kağıda yazıp bir bardaktan onun suyunu içirdiği kimse, suyu içene karşı bir sevgi ve ilgi duyar.

Bu üç ismin birleştirilmiş bismillahirrahmanirrahim şekilde meşgul olunması bir çok faydaları içinde barındırır.

Bunlardan bazıları şunlardır. Bir kimse her ne murad için olursa olsun besmeleyi 786 kere okursa ve yedi gün buna devam ederse her türlü muradına nail olur.

1- Yatarken 21 defa besmele okursa her türlü şerden korkudan kötü ölümden emin olur.

2- Bir zalimin veya düşmanın yüzüne 51 kere okursa şerrinden emin olur

3- Güneş doğarken güneşe doğru 600 kere okuyup 600 salavat okursa (devamlı kesintisiz)rızka nail olur zengin olur

4- 786 defa suya okuyup bir kimsenin sevgisini celp için o kimseye içirse derhal sever.

5- 786 defa suya okunsa ve vesvese sahibi içse vesveseden kurtulur. Aklı giden içse aklı geri gelir. Hafızası az olan içse zeki olur lakin gün doğarken ve yedi sabah içmesi lazımdır.

6- Sabah namazından sonra 2.500 defa okuyanın keşfi açılır olacak şeyleri rüyasında görür

7- Bir tabak içine 40 defa yazılıp su veya zemzem ile hangi hastaya içirilirse şifa bulur Allahın izniyle.

8- Bir kağıda 35 kere yazıp eve asılsa o evden her türlü şer def olur cin ve insan şerri dokunmaz dükkana asılsa ticareti artar

9- Muharrem ayının birinci gününde 130 defa yazsa hamile olana ve akrabasına ömrü müddetince musibet gelmez

10- Evladı yaşamayan veya evladan mahrum olana 100 defa yazıp muska edilse evladı olur ve yaşar. 100 kere yazılıp tarlaya gömülse mahsulü bol olur(bereketi artar)

11- 70 kere yazılıp bir ölünün kefenine konsa münker ve nekir halinden ve kabir azabından emin olur.

12- Kurşun üzerine yazılıp oltaya bağlansa avı çok olur.

13- 21 kere yazılıp “Selamün ala nuhun fil alemin” ayeti (Saffat 79) hurufu mukatta (Ayrık olarak) ile yazarak su ile zehirlenen kimseye içirilse şifadır.

14- Besmeleyi yazıp aynaya her gün kırk defa baksa ve Ali İmran 26 ayetini okusa az vakitte zengin olur ayet budur.(Kulillahumme malikel mulki tu’til mulke men teşau ve tenziul mulke mimmen teşa’, ve tuizzu men teşau ve tuzillu men teşa’, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey’in kadîr.

15- Rahman ve rahimi 50 kere yazıp üzerine 150 kere besmele okursa her haceti eda olur

16- 14 gün oruç tutup o müddet zarfında her namazın peşinden bin besmele okusa ruhanilerle görüşür

17- 190 kere muska yapıp harbe girse silah tesir etmez hasta dahi olmaz.

18- 7 badem üzerine bakır iğne ile rahim ismi şerifini yazıp her badem üzerine 331 defa okuyup dilediği kimseye yedirse yiyen kimsenin ziyadesi ile muhabbetine sebep olur.

19- Besmele-i şerifeyi bir daire içene 8 defa yazıp fetih suresinin son ayetlerini etrafına yazıp muska yapılsa o muskayı taşıyanı her kes sever, her kese güzel görünür ve herkesin hürmet ve muhabbetini kazanır.

El-Hafiz Esmasının Havassı

EL-HAFÎZ (اَلْحَفِيظُ)998-Denayail-Cefyail:

Koruyan, muhafaza eden, koruyup gözeten ve dengede tutan, bütün varlıkların her türlü davranış, hal ve hareketlerini kaydeden, insanların bütün yaptıklarını sorgulama için inceden inceye dikkatle kaydeden; milyonları aşan canlı türlerinin nesillerini, tohum ve nutfelerinde (çekirdeklerinde, özlerinde, spermlerinde) muhafaza edip devam ettiren; bütün varlıkları devamlı gözetimi altında tutan; onları her türlü zarar ve kötülüklerden koruyan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklıyan.

Hıfz, korumak, demektir. Bu koruma iki şekilde olur:

a) Varlıkların devamını sağlamak, muhafaza etmektir.

b) Birbirlerine zıd olan şeylerin, yekdiğerlerine saldırmasını önlemek, birbirlerinin şerrinden onları korumaktır.

Allah her mahlûkuna, kendine zararlı olan şeyleri bilecek bir his ilham buyurmuştur. Bu Hafîz ism-i şerîfinin tecelliyatındandır.

Bir hayvan kimyevî tahlil raporuna muhtaç olmadan kendine zararlı otları bilir ve onları yemez.

Kulların amellerinin yazılması, zâyi olmaktan korunması da Hafîz isminin gereğidir. Bu bakımdan âhirette yeniden dirilme ve yaptıklarından hesaba çekilme ile Hafîz isminin yakından alâkası vardır.

Kahriye olan isimlerdendir zühre saatinde meşgul olsa düşmana galip gelir. Muradı hasıl olur.

Şems saatinde bir hastanın üzerine okunsa şifadır.

Günde “Yâ Hafîz” ism-i şerifini okuyan kimse, sudan, ateşten, insanlardan, cinlerden, vahşi hayvanlardan, gelecek korku, panik ve zararların tümünden emin olur.

Her kim bu ismi Cuma namazından sonra, ince bir hatla dokuz yüz doksan sekiz defa yazıp koluna bağlarsa, şeytan vesvesesinden, korkudan, yılan ve akrepten ve fasid hayallerden Hakk tealanın korumasında olur.

Bir oturuşta üç yüz üç defa fallahu hayrun hafızan ve hüve erhamu’r-rahimin zikrinin okunması düşmanın perişan olması, hastanın şifa bulması, hacetlerin gerçekleşmesi, fakirlikten kurtulunması hususlarında gayet mücerrebdir.

Her kim bir oturuşta bin bir defa inna nahnu nezzelna’z-zikra ve inna lehu lehafizun ayetini zikrederse düşman ve hasımlarının dili bağlanır.

Bu ismi yeni doğmuş bir çocuğun üzerine okusa veya yazıp taşıtsa her türlü şerden mahfuz olur.

Bu isim insi ve cinnilerin zararlarına karşı oldukça etkilidir.

Yolculuğa çıkanlar, yolculuğa çıkmadan önce bu adı ebcetsel sayı değeri kadar anıp Allah’a sığınırlarsa Allah onları yolculuk boyunca bütün felaketlerden korur.

Korktukları neyse ondan emin olurlar. Bu ad , cinnilerin saldırısına karşı çok etkilidir; hastalık ve felaketlerden korunmaya yarayan çok yüce bir addır.

Öğrenciler bu ada devam ederlerse bilgileri kavrama yetenekleri gelişir.

Çok büyük bir felaketle baş başa kalacak olanlar, savaş, çatışma, şerli insanların hücumu ve benzeri abdest alıp iki rekat nafile namazı kılıp korunmaya niyet ederek 7 defa ayetel kürsiyi okuyup son okuyuşta ayetel kürsinin “velayeuduhu hıfzuhuma vehüvel aliyyül azim” ayetini yetmiş defa tekrarlayıp Hafiz esmasını 998 defa anarak Allah’a sığınırlarsa hiçbir kimse onlara zarar veremez.

Ruhaniler ve melekler ordusu, kötülük vermeye çalışanları mahvederler, ona insandan ve cinnilerden gelecek kötülüğü bertaraf ederler. O kimse Allah’ın himayesi altında olur.

El-Mukaddim Esmasının Havassı

EL-MUKADDİM (اَلْمُقَدِّمُ)184-Racyail-Tarafyail:

Öne alan, istediğini öne alan, ileri geçiren, istediğine, zaman ve mekân
yönünden; maddî manevî yönden, şeref ve rütbe bakımından öncelik veren.

Allah Teâlâ bütün mahlûkatı yaratmıştır. Ancak seçtiklerini ileri
almıştır. İnsanların bazısını dince, dünyaca bazısı üzerine derece
derece yükseltmiştir. Fakat bu yükseltme ve seçme, kulların kendi
amelleri ile ona lâyık olmaları neticesinde olmuştur.

Zühal saatinde zikrine devam eden ebediyen saadet bulur adavet bulmaz.

Tarikat yolunda olanlar bu ismin zikriyle konakları çabucak aşarlar.

Harb zamanında, “Yâ Mukaddim” ism-i şerifini okumaya devam edenler, galip gelirler.

Sınav öncesinde bir kaç pirinç tanesi üzerine 184 defa “El-Mukaddim”
ism-i şerifini okuyan ve yutan sınavında başarılı olur, en azından
stresi az olur.

Her hangi bir işte işin ertelenmesi gecikmesi olduğunda bu ismin zikriyle meşgul olunursa aradaki prüz kalkar…..

El Muahhir Esmasının Havassı

EL-MUAHHİR (اَلْمُؤَخِّرُ)847-Cercyail-Dazveyail:

Erteleyen, geri bırakan, istediğini geri koyan, istediğini zaman ve mekân yönünden, maddî-manevî yönden, şeref ve rütbe bakımından sona bırakan; her şeyi eceli gelinceye kadar erteleyen; imtihan gereği genellikle kullarının cezasını hemen vermeyip âhiret gününe bırakan.

Allah Teâlâ istediğini ileri, istediğini geri aldığı gibi, bâzan da kullarının teşebbüslerini, onların bekledikleri zamanda neticelendirmez, maksadlarını arkaya bırakır. Bunda birçok hikmetleri vardır. Bu hikmetleri araştırmak, sezmeğe çalışmak gerekir.

Zikrine devam edenler düşmandan iftiradan, nifaktan emin olur.

Zalimlerin zulmü ertelenmiş olur.

Günde “Yâ Muahhir” ism-i şerifini okuyan için, sağlam bir tövbe etmek nasip olur ve o kimse takva sahibi olur.

100 defa “Yâ Mukaddim, Yâ Muahhir” ism-i şeriflerini okuyanın gönlündeki zararlı ve gereksiz düşünceler kaybolur, kalbi huzura kavuşur.

Ez-Zahir Esmasının Havassı

EZ-ZÂHİR (اَلظَّاهِرُ)1106-Ra’zeyail-Ğakkehayail:

Açık, aşikar, varlığı açık olan, varlığını ve birliğini belgeleyen birçok delilin bulunması açısından aşikâr, varlık ve birliğinin delilleri her şeyde apaçık görünen; bütün varlıklar dış görünüşleriyle ve sanatlı yapılışlarıyla O’nun kudret ve sanatına şahitlik eden, kat’î delillerle bilinen.

Allah Teâlâ’nın varlığı her şeyden âşikârdır. Gözümüzün gördüğü her manzara, kulağımızın işittiği her nağme, elimizin tuttuğu, dilimizin tattığı her şey, fikirlerimizin üzerine çalıştığı her mana, hâsılı, gerek içimizde, gerek dışımızda şimdiye kadar anlayıp sezebildiğimiz her şey O’nun varlığına, birliğine, kemal sıfatlarına şâhiddir.

Zühalde zikrine devam eden korkulu rüyalar evham ve hayalden korunmuş olurlar. Aynı şekilde bunlar kimde varsa okusa bu illetten kurtulur.

İşrak namazından sonra 900 defa “Yâ Zahir” ismi şerifini okuyanın gözünün nuru artar.

Her gün 100 defa “Yâ Zahir” ism-i şerifini okumaya devam edenin kalbinde velayet (velilik) nuru belirir.

Yine Günde “Yâ Zahir” ism-i şerifini okumaya devam eden, bazı ilahi sırlardan haberdar olur.

“Yâ Zahir” “Yâ Bâtın” ism-i şeriflerini 100 defa okuyan, şeytanın vesvesesinden kurtulur.

Yine zahir ve batın esmalarını beraber devamlı zikredenlere eşyanın sır ve hikmetleri izhar olur açılır.

Her kim elli gün, günde 6,502 defa bu ismin zikrine devam ederse düşmanları maglub ve kahr olur.

Her kim güneş doğarken bin kere okursa asla kör olmaz, körlükle ilgili bir hastalığa mübtela olmaz.

Her kim bu ismi kuşluk vakti beş yüz defa zikre devam ederse, kalbi nurlanır ve gaflet uykusunda uyanır.

Bazı risalelerde naklolunmuştur ki; bu ismin zikrine devam iksir-i ahmer gibidir Hasta olan bir kimse için;
bu ismin ilk harfi olan zı harfi Cuma gecesi dokuz yüz on defa yazılır ve taşınırsa şifa bulur.

Düşmanın zararlarından korunmak için gece 2 rekat namaz kılıp selamdan sonra 900 zahir esması okuyup hakka tevessül eden düşmanın her türlü zararından kurtulur.

Bu ismin saklı gömülü olan şeyleri bulmada da çok faydası vardır.

Bir kılıca bu ismi yazıp savaşa giden korunmuş olur.

Merak ettiği veya öğrenmek istediği bir şeyi rüyada öğrenmek isteyen bu ismi nur ve basit esmalarıyla beraber 2 rekat namaz kılıp selamdan sonra sayısız okuyup yatarsa arzu ettiği şey ona gösterilir.

Yâ Evvel Yâ Âhir Yâ Zahir Yâ Bâtın esmasını günde 41 defa okuyan Hızır (a.s.) ‘a rastlar.

Bu ismi Ya Zahir Ya Batın şeklinde zikredenler fena düşünceler den halas olurlar sırlara müttali olurlar.

Bu isimi el-evvelu el-ahiru el-zahiru el-batınu esmalarıyla zikrederse insanların gizledikleri bütün sırlar, o kimseye keşf olur.

Her varlığın batınını ve zahirini görür ve bilir. Eşyanın havassı, zahiri ve batıni ilimler ona malum olur.

El Vehhab Esmasının Havassı

EL-VEHHÂB (اَلْوَهَّابُ)14-Ğafzeyail-Hatyail:

Hibe eden, karşılıksız veren, karşılık beklemeden bol bol veren, sayı ve hesaba sığmaz çeşit çeşit nimetleri, türlü türlü rahmet hediyelerini her varlığa lâyık olduğu şekilde, her an ve karşılıksız olarak ihsan eden, çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran.

Vehhâb kelimesi hibe kökünden gelmektedir. Hibe, “herhangi bir karşılık ve menfaat gözetmeden birine bir malı bağışlamak” manasınadır.

Vehhâb ise, “Her zaman, her yerde ve her şeyi çok çok ve bol bol veren ve karşılık beklemeyen” demektir.

Zühre saatinde meşgul olsa veya Her saatte meşgul olsa hatta 5 vakitte namazların akabinde daima zikretmiş olsa dünya darlığı görmez zengin olmadan ölmez.

Dua arasında yedi defa “Ya Vehhâb” ism-i şerifini okuyanın duası kabul olur.

Her Duha namazından sonra, secde vaziyetinde iken on dört defa “Ya Vehhâb” ism-i şerifini okuyan manevî iklimlerde (hakikat ilmi gibi) ilerler.

Rızık darlıklarında rızık esmalarının yanında bu isimde zikredilirse maksat çabuklaşır.

Her hangi bir yerde bir istekte bulunan 21 defa bu ismi istediği şahsın yüzüne karşı okusa isteğini verir.

Çocuğu olmayanlar ve bir şeyi isteyipte elde edemeyenler hallerine uygun esmalarla bu ismi okumaları hakeza aynı faydalıdır.

Manevi ilimlerde ilerlemek isteyen fettah vehhab alim gibi esmalarla çok meşgul olmalıdırlar.

Bu esmanın zikrine devam eden ve kulluğunda titiz davrananlara bu ismin tecellileri mazhar olur bu şahsa maddi ve manevi itaat etmeyecek hiçbir varlık yoktur.

Bu esmalar yakini bilgi ve imanı artırıcı esmalardandır.

Akıl ve zeka sorunu yaşıyanlara bu isim yazılıp üzerinede 1001 defa zikredilip suyunu hastaya içirse düzelir.

Bu esmanın diğer bir özelliği de hiç ummadığın yerlerden hayırlı kapıları aralamasıdır açmasıdır.unutmayın bu isim manevi ilimlerin kapılarından biridir.

Er-Rauf Esmasının Havassı

ER-RAÛF (اَلرَّؤُفُ)287-Eriyail-Şevyail:

Şefkati olan, şefkati çok, rahmet ve şefkatiyle her bir canlının üzerinde titreyen; en gizli ve en küçük ihtiyaçlarına cevap veren; son derece merhamet ve şefkat sahibi.

Zikrine devam eden saadeti ebedi sahibi olur.

Sinirlendiği anda 10 defa “Yâ Rauf ism-i şerifini ve 10 defa salavat-ı şerife okuyanın hiddeti kaybolur, sevaba kavuşur.

Haksızlığı uğrayan bir kimsenin zalimin elinden kurtulması için 287 defa “Yâ Rauf ism-i şerifi okunur.

Eşlerden biri haram işler ve diğerini de aynı haramı işlemeye zorlarsa, zorlanan eş, 287 defa Ya Rauf ism-i şerifini okuyup dua ederse haram işleyen eş ıslah olur, o haramı terk eder.

Bu esmanın zikrine devam eden kötü ahlak sahibi katı kalbi birisi bu kötü hasletlerinden kurtulur.

El-Cami Esmasının Havassı

EL-CÂMİ’ (اَلْجَامِعُ)114-Telhayail:

Bir araya getiren, toplayan, birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan zıt şeyleri bir araya getirebilen, toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlûkatı toplayan, zât, sıfat, isim ve fiillerinde her türlü kemâli toplayan; en büyük mahlukâtındaki hikmet ve sanat numunelerini en küçüğüne de yerleştiren, eser ve fiillerinde zıtları bir arada kullanarak büyüklüğünü gösteren; haşirde bütün mahlukâtı yüce divanında toplayan, istediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan.

Cem, dağınık şeyleri bir araya toplama demektir.

Allah Teâlâ, vücudlarımızın çürüyerek suya, havaya, toprağa dağılmış zerrelerini tekrar birleştirecek, bedenlerimizi yeni baştan inşa edecektir.

Allah Teâlâ birbirine benzeyen şeyleri bir araya getirip topladığı gibi, birbirinden ayrı varlıkları da bir araya getirmektedir.

Onların iç içe birlikte yaşamalarını te’min etmektedir.

Sıcaklık ile soğukluk, kuruluk ile nemlilik gibi birbirine zıd unsurları bir arada tutması da yine Allah’ın Câmi’ isminin tecellisindendir.

Müşteride zikrine devam eden cümle mahlukat arasında makbul olur.

kamer süreyya menzilene girdiğinde Fatiha ve Mülk suresiyle iki rekat namaz kılınır. 207 defa da ya Cemil ya Cami’ esmaları okunur, dua ve niyazda bulunulursa arzu edilen şeye ulaşılır.

Cami İsm-i Şerifi: Cebrail,Azrail,Mikall, İsrafil, Aleyhümesselam hazretlerinin isimlerinin baş harflerinden meydana gelmiştir. Bir kimseyle görüşmek ya da kaybettiğini bulmak isteyen, 3 defa Duha suresini okuduktan sonra “Allâhümme Yâ Câmiünnâsi li yevmin la raybefıh, innAllahe la yuhliful mîâd. İcma’ beyni ve beyne (kaybettiği eşya veya şahsın ismi)” duasını, kaybettiğini bulmaya veya görüşmesini yapıncaya kadar okumalıdır.

“Yâ Câmî” ism-i şerifini 114 defa okumaya devam eden, sevdiklerine kavuşur.

Dargın oldukları akrabalarıyla barışmak isteyen, parmaklarıyla sayarak 114 defa “Yâ Câmî” ism-i şerifini okuduktan sonra ellerini kapatıp 11 defa salavatı şerife okuyup dua etmelidir.

Bu isim toplayıcı esmalardandır onun için kaybolan her şeye uygulanır bir araya gelmeleri istenenler, kaçanların gelmesi, ulvi ve sufli maddi ve manevi toplayıcıdır gaflet etmeyin.

El-Muhsi Esmasının Havassı

EL-MUHSÎ (اَلْمُحْصِيُّ)148-Kehıtyail-Gasheyail:

Her şeyi kaydedip sayan, bilen, her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen

[“Bilinmeyen nice hazineler ve görünmeyen gayb aleminin anahtarları O’nun yanındadır. Onları kendisinden başkası bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun haberi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yer altı tabakalarının karanlıkları içindeki tek bir tane, hasılı yaş ve kuru hiç bir şey yoktur ki açık, net bir kitapta bulunmasın” (En’âm 6/59)],

ilmiyle maddî ve manevî bütün her şeyi kuşatan; ne zâtı ve ne de ilmi hiçbir şekilde ihata edilemeyen, bildirdikleri dışında hiçbir şey bilinemeyen; dünyada kullarının küçük-büyük bütün yaptıklarını bilen ve mahşerde sayıp dökecek olan, herşeyin sayısını bir bir bilen.

İlmi herşeyi ihâta eden ve herşeyin miktarını bilip eksiksiz tastamam sayabilen Allah’dır.

Allah Teâlâ, herşeyi olduğu gibi görür ve bilir, yani bütün mevcûdatı toptan bir yığın hâlinde birbirinden seçilmez karışık bir şekilde değil; cinslerini, nev’ilerini, sınıflarını, ferdlerini, zerrelerini birer birer saymış gibi gayet açık görür ve bilir.

Zührede zikrine devam edenler ahrette hesabını kolay verirler.

İnsanları etkilemek, cezbetmek isteyen kimse, 20 lokma ekmeğe, her birine yirmişer defa “Yâ Muhsî” ism-i şerifini okuyup dilediğine yedirirse isteğine kavuşur.

Anlayışında zekasında hafızasında eksiklik olanlar bu ismin zikrine devam ederlerse bu hasletleri kaybolur.

Bu ismin zikrine devam edenlerin gaybi bilgileri artar.

Hesap işleriyle uğraşanlar hasip esmasıyla beraber zikrine devam ederlerse hata yapmazlar.

Hesap verilecek yerlerde mahkemede bu isimlere sığınanı hak teala korur hesaplarını kolay verirler adalet tahakkuk eder.

Yine bu ismin zikrine devam edenler bela ve musibet anlarında ilahi yardıma mazhar olular.

Author: Rasit Tunca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir